Kutsi – Hediyem Olsun

Ekim 2nd, 2009

bu acının tarifi yok
anlatamam ki
anlatan çok anlayan yok duygularımı
kelimeler bazen anlamsız kalır
bana düşen bu sevgide sadece sabır
ah sevgilim senden ne bekledim ne buldum
bana şimdi acı gelen ellerin oldun
benim sana gözyaşlarım hediyem olsun
bu acılar kaldı bende eyvahlar olsun
inandırdın beni senin yalan aşkına
çek git görmeyim seni allah aşkına

benim sana gözyaşlarım hediyem olsun
bu acılar kaldı bende eyvahlar olsun
inandırdın beni senin yalan aşkına
nasıl hesap verceksin sen allahına

:) ANLAMSIZ EVLİLİK

Ekim 2nd, 2009

Cocuk babasina:
– Babacigim,annem ile nasil evlendin?
Adam esine donuyor:
– Goruyormusun,cocuk bile anlam veremiyor.

:) ÇEKİYORUM GÜLÜMSE

Ekim 2nd, 2009

Savci, morgdaki uc ceseti incelemek uzere gelmisti.
Birinci ceset siritiyordu. Savci nedenini sordu. “Milli piyangoda buyuk ikramiyeyi kazandi, sevincine dayanamadi, kalp krizi gecirdi ve oldu”, dediler.
Ikinci ceset de siritiyordu. Savci sordu;
-Bu neden siritiyor?
“Bunun da oglu dogmustu. Sevincten kalbine yenik dustu” diye acikladilar. Ucuncu ceset Temel’in komur halindeki cesediydi. O da siritiyordu. “Bu neden oldu?” diye sordu savci.
“Efendim, buna yildirim carpti” dediler.
-Peki neden siritiyordu?
-Fotografini cekiyorlar sanmis.

:) TEMEL’İN İNEĞİ

Ekim 2nd, 2009

Temel’in inegi hastalanmis. Komsusu Cemal’e gitmis.
– Ula inegun hastalandugunda ne vermistun?
– Tuz ruhi…
– Eyi……
Temel ertesi gun kosa kosa geri donmus…
– Ula inegum oldi…
– O zaman benimci de olmisti…

:) NOŞUT

Ekim 2nd, 2009

Temel Afrika’ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngilizle Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş. Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.
İngiliz dayanamamış sormuş:
– “Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım.”
Temel de “Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar demiş

Canım Acıyor…Yüreğim Kanıyor !!!

Eylül 30th, 2009

Başımı yastığa her koyduğumda düşünüyorum
“değer miydi ? “ diye…

Değer miydi çekilen bunca acıya ?

Değer miydi bir şiirin en can alıcı mısrasını çıkarıp ,
bütün yazılanları anlamsız kılmana ?

Saçma ve gereksiz bir soru benimki öyle değil mi?

Duyguya önem vermedin ki sen hiç bu uğurda yazılanlar umrunda olsun…
Ama ben yinede yazıyorum

“Her harfin umrumda olduğunu bil “
diye inatla yazıyorum
Kendim için ,

Her şeyin üstünde tuttuğum duygular için ,

Duygularım için ,

Duygusuzluğun için…

Bıkmadan usanmadan yazıyorum işte !

Seni içimde susturmuş olsam da kalemim susmayacak !

Yüreğimde can çekişiyor olsa da sevdan , cümlelerim ölmeyecek!

Bu mutluluğu yaşatmayacağım sana…

Biliyorum…

Cümlelerim ölürse sen yeniden doğarsın…

Ne
“ öl”
ne de
“ yeniden doğ “

Ölümle doğum arasında gidip gel işte…

Boşluk ol!

Hiçlik ol!

Anlamsızlık ol!

Çünkü ;

Bundan fazlası fazladır sana…

Kalbim kalbine emanet yar…ben ruhuna talibim..

Eylül 30th, 2009

“İki varlık iki yürek atar dururmuş uzaklarda…

….ve bu varlıkların kalpleri kanarmış her gece”

Suskunluğun aşkından daha çok deliye çeviriyor bilesin… sessizliğinin yanında sensizliğine de mahkum etme beni sevgili ne olur…

Özlemin bazen isyana yöneltse de kalbimi ve dilimi yine de orda her nerdeysen.. işte orda.. beni de beraberinde götürdüğünü biliyorum. Her an aklında olmasam da sevdam girdi ya bir kez yüreğine arada hatırlasan da olur beni.. sitemim yok sana yüce gönüllü sevgili… sitemim yok sana…

Bir yaprak misali salınsa da bedenin ardım sıra bil ki asla izin vermem yere düşmene.. avuçlarımda saklarım sana ait olan herşeyi sakladığım gibi.. Keşke büyütebilseydin çocuk cesaretini ve keşke artık maziden toplamak zorunda hissetmeseydin bölünmüş kimliğini..Çok ihtiyacım var buralarda sana.. varlığına.. sıcaklığına.. sesine.. bırak mazi adına yakışır şekilde kalsın geçmişte. sen maziyi bende yaşadığın milyon yıllık aşkla an.. gerisini bırak yüreklerimiz yaşasın. özlüyorum seni her zaman ki gibi.

Hani şu anda çıkıp gelsen kollarına sarsan beni.. sıcacık.. sımsıcacık duygularla minik bir buse kondursan dudaklarıma.. İçsem hasreti dudaklarından kana kana..

İmkansızlığın takılsa da dikenlerine hayatımın seni sevmek ne güzel sevgili.. çok güzel..inanılmaz güzel. Tarifsiz..seviyorum seni..

İçimde sakladığım kimsesiz aşkın sahibisin sen.. hep senmişsin beklediğim.. sana saklıyormuşum yüreğimdeki kırık yetim duyguları.. Aşksın bende.. hüzünsün.. göremediğim dokunamadığım can yarım..söylenmemiş nice sevda sözümsün.. içimdeki yaralara belki de tek çözümsün..

Bir ateş düştü yüreğime.. tam şuraya sevgili.. hani sol yanımda göğsümün hemen altındaki yer var ya.. alev alev şu anda.. acaba diyorum.. hani tek isteğim bu ama.. acaba ben mi düştüm aklına.. uzanıp da.. yüreğimi mi tuttun ellerinle.. belki de kuruntu.. çok istiyorum ya öyle olmasını.. öyledir diye umut ediyorum işte.. kınama beni.. çok bekledim çünkü.. sitem olmalı mı aşkın içinde sevgili… sitem etsem üzer miyim seni.. Onca zaman beklemişim seni.. sitem etmeden.. edemeden.. hem sen sevmesen de severim ki ben seni.. beni seviyorsun diye sevmiyorum ya.. sen olduğun için.. o yüreği ruhu taşıdığın için.. herşeyinle.. seviyorum..

Bu bizim masalımız değil mi sevgili.. sonunda asla düşmeyecek olan üç elma var gerçi ama.. sonsuz bir masal olsun bizimkisi.. varsın olmasın sonu.. Hani.. BİLSELER… KISKANIRDI ya cümle alem.. bizi.. sevgimizi.. ama.. varsın kimseler bilmesin yüzyılın en güzel aşk masalını.. biz biliyoruz ya.. sevgimiz var ya.. ne güzel.. sen ne güzelsin..

Sessiz sevmelere mahkum ettin bu yüreği sevgili.. senden gelen her güzel şeyle birlikte buna da eyvallah..

Kalbim kalbine emanet yar…ben ruhuna talibim..

Gel Bak Eserİne…

Eylül 30th, 2009

Gel Bak Eserİne…

Bir yürekte Can olabilir misiniz?
O yüreğe Can katabilir misiniz?
Bir CAN’IMMMM kelimesine O yürekte bin anlam katabilir misiniz?
Gözlerde ışıltılar, pırıltılar görebilir misiniz?

Çalınmış zamanları renk renk yasayabilir misiniz?
Ellerin, gözlerdeki ışıltıların o yüreğin sıcaklığını
Birebir yansıttığını algılayabilir/algılatabilir misiniz?
Ya, yüzlerce, binlerce renklerin dışında, renkler bilir misiniz?
Can sesini duyduğunuzda; yüreğinizde ürperti ve titreşimlerin getirdiği telaşın
midenize vuruşunu bilir misiniz?
İmge’lerin tadını bilir misiniz?

Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin Yetersiz kaldığını bilir misiniz?
Dizlerinizin, omzunuzun, göğsünüzün,
Can ateşini arayışını bilir misiniz? Avuçlarınızın,
Can çiçeğinin ellerini,
Saçlarını, yüzünü özümleyişini bilir misiniz?
Saçlarına, gözlerine, burnuna, dudaklarına ve tenine dokunuşun hazzını
bilebilir misiniz?
Kalabalıklarda sessizlik şarkıları söylemeyi bilir misiniz?
Ya ellerin dansını bilebilir misiniz?
Sıkıca sarmanın, yüreğe katmanın tadının haz’a dönüşümünü,
Onun dizlerinde, omuzlarında, sonsuza kadar kalmayı
Hatta; yok olmayı isteyebilir misiniz?

Yani; dostluğu+yüreği+ruhu+mantığı ve bedeni tek tek sırayla yaşamayı,
Yudum yudum yüreğe katmayı bilebilir misiniz?
Kim bilebilir !
Kim bilebilir ki?
Kim yaşamış ve yaşatmıştır, kim algılatmış
ve algılamıştır ki,
kimin gözleri acımıştır, kimin yüreği kanamıştır,
kim deli yürek olmuştur,
kimin yüreğine yağmurlar yağmış/yağdırılmıştır
Ve kim bu “misiniz” lere ve “kim” leri
birebir yaşamsalına katmıştır ki?

İşte bütün bunları sadece ama sadece ?
CANA CAN KATANLAR bilir,
Anlatılanları anlamayanlar değil….

Sana Sorular Biriktirdim…

Eylül 30th, 2009

Sana heybem de bir sürü sorular biriktiriyorum.
Nerede yüreğinin mumlarını söndürüyorsun?
Hangi şehir sana yetiyor, bensiz?
Hangi gülüşlere sunuyorsun benden (ç)aldıklarını?
Hangi ten saklıyor, teninde ki kayıp medeniyetimi?
Hangi satır başında geçiyor adım, alaycı da olsa?

Yoksa sende mi bu soruların cevabını ben de aramaktasın?
Ben mi nasılım?
Ben ki; tuzaklı mayınlarına basıp, parçalandım.
Yüzüstü yatıyorum toprağı kan kokan, ovalarında.
Mahremiyetini açtığın kucaklarda intihar oluyorum, senden habersiz…

Seni büyütmek korktuğum satırlarımda kendim büyümüşüm meğer…

Bu masalın sonunda gökten bir elma gibi adın düşüp, adımla mı birleşecek?

Şehrin morglarında bir Efsun yatıyor şimdi, yarı diri.
Gözleri açık, yüreği dilsiz. Ölmedi, ölemiyor. Ama yaşamıyor da!

Varlığından özür diliyorum, hala yokluğunda can çekiştiğim için…

Say ki;

Parmaklıklarımız zehirli tellerle örülmüştü…

Sana sarıl(a)madım…Beni sar(a)madın…

Ben hüzünlerime geri dönüyorum…

Eylül 30th, 2009

Sevgi deseler sadece bir iç çekebilirim,
sonra gülüp geçerim gibi geliyor.

Aşkı sorsalar, aynı dili mi konuşuyoruz diye anlamsızca bakabilirim gözlerine…
Anlatın derim durmayın, bırakın tüm şiirleri, şarkıları, masalları…
Dokunabilir miyim aşka, dokunabilir miyim ellerimle diye sorarım,
geçer mi üşümesi yüreğimin, geçer mi üşümesi içimin…

Aşk dediğiniz şey gelince ansızın, anlar mı beni aşkla gelen,
beni ben olduğum için mi, kendi var ettiği için mi ister…
Varolanlara, benden kalanlara hoş geldin mi der, yoksa bir iki zaman sonra
herkes gibi o da mı çekip gider?

Bakışlarım dondu sanki, yüreğim donunca…
Nasıl da manasız bakıyorum etrafa.
Görmesin istiyorum hiç kimse gözlerimi, görmesin hiç kimse hüzün tanelerimi…
Susuyorum artık derin derin.
Nasıl da konuşmak istiyorum oysa.
Saatlerce susmadan konuşmak istiyorum.
Tüm biriktirdiklerimi en başından başlayıp sonuna kadar anlatmak istiyorum.
Anlatmak yetmez biliyorum, anlaşılmak da istiyorum…

Bir el istiyorum başımda…

Saçlarıma dokunsun istiyorum,
tüm bedenimden söküp alsın yalnızlığımı tılsımıyla…
Bir el istiyorum dokunsun saçlarıma yumuşacık
ve alsın tüm donuklukları usulca.

Bir göz istiyorum gözlerimde…

Anlamsız bakan gözlerimin içini görsün,
hala arkalarda kalmış ışık huzmelerinin içine dalsın, çıkarsın tüm umutlarımı
eski sandığın içinden, açsın da ışığı ile umut olsun yollarıma,
yolum olsun yordamım olsun istiyorum…

Bir omuz istiyorum…

Başımı yaslayıp uzun uzun ağlayabileceğim.
Yıllardır biriktirdiğim hüzün tanelerini tek tek dökebileceğim bir omuz…
Ona yaslanınca her şeyi unutmak istiyorum, sıcacık olmak…
İçimi huzur kaplasın, hiç konuşmadan saatlerde orada kalmak ,
hiç konuşmadan anlaşılabilmek istiyorum…

Biliyorum ne de çok şey istiyorum…

Bunların sadece puslu bir hayal olduğunu da biliyorum.
Seni bende var edişimi, aslında sadece bende olduğunu,
aslında sadece bir hayal olduğunu çok iyi biliyorum.
Ama yine de seni çok özlüyorum,
yine de çok üşüyorum ve yine de seni istiyorum…

Ben hüzünlerime geri dönüyorum…

Pages: Prev 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...79 80 81 Next
Günün Sözü Özlü Sözler
    24 2009 Günün Sözü Firari Oldu Sevdam" (chatsayfalari.org)