Archive for Eylül, 2009

BenDeniz-Günahkarım

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Günahkarım sitemkarım benim
Acı meleğim acımasızım
Yaktın beni beni zaman zaman

Bak yüzüme bak yüzüme
Ağlıyorum görsene
Görüp de beni sevsene
Severken beni öpsene ah öpsene

Geçimsizim bilinmezim benim
Deli tutkum güvenilmezim
Yaktın beni beni zaman zaman

Ah ne olur ah ne olur
Özlüyorum gelsene
Gelip de benle kalsana
Durmadan beni öpsene ah öpsene

BenDeniz-Sen Kaybettin

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Yoluma çok aşk çıkar benim daha
Bir defa aklıma koyduktan sonra
Bana ne sen kendi derdine yan
Acaba bulur musun bir ben daha

Elime ne fırsatlar geçer daha
Günümü gün etmek hiç de zor değil
Bana ne sen kendi derdine yan
Peşine düşmek benim işim değil

Sen kaybettin sen yenildin
Zor gülecek zor gözlerin

Farketmez bana
Şans benden yana
Fark etmez bana
Git yoluna

Sen kaybettin
Bana hiç dokunmaz
Sen kaybettin
Bana bir şey olmaz

Sen kaybettin
Gidişin ağlatmaz
Sen kaybettin
Yüreğim sızlamaz

BenDeniz-Tövbe De

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Tutamam ki atarım kendimi denizlere
Şifasın sen cefası inat yüreğimin
Ahh durdurdum kendimi inan ki her seferinde

Kaçıncı aşk bu kaçıncı beste
Yaşarmı yürek yaşarmı söyle
Sevmiyorum desen yüzüme inanmaz içim inanmaz işte

Tövbe de tövbe de yaparım
Tövbe de içinden atarım
Kendimi sen uyurken sonumu sen yazdın tövbe de
(Kendimi sen uyurken sen yazma tövbe de)

Ona Sor

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Evde çoğrafya dersi çalışan oğlan babasına sorar:
“Baba, Kazakistan nerededir?”
“Ben ne bileyim oğlum. Evi toparlayan annen. Git ona sor.”

Boşanma

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Temel ile Fadime bosanmaya karar verirler.Ancak çocuklari yari yariya paylasmaya imkan yoktur.Yedi ikiye bölünemez. Temel:pi tane taha yapalim, sekiz içiye bölünür,ozaman sorun kalmaz,der. Dokuz ay sonra Fadime ikiz doğurur.

6 Adet Fotograf

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

İngilize sormuşlar öbür dünyaya giderken alacağın 3 şey nedir? ingiliz: – viskim,sevgilim.rollys roysum demiş Fransıza sormuşlar: – Şarabım metresim,Arabam demiş bizim Türke sormuşlar – Nufus cuzdanı ikametgah senedi 6 adet fotoğraf demiş

Başka Bir Mevsimin Rüzgarına Gitmen Gerek

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Her gün seni ezberler yalnızlığım
Kırarım yüreğimin mührünü
Ve her gece seni okurum eski şarkılara…”

Sonbahara geciken kaç yol vardır bilmiyorum ama ben hiç rastlamadım. Hep kestirmeydi benim izlediğim, güze giden zemheri ayazları… Çünkü ne zaman o şarkıyı dinlesem, giderdin benden… Ve ben keskin bir kışa yüz tutmuş hazanın içinde bulurdum kendimi. Kuru yapraklar gibi ayak uçlarımda savrulurken imgelerin, hiçbir hüzün ıskalamazdı beni güzüm. Sana göre hiç başlamayan, bana göre hiç bitmeyen bir sevda cümlesiydim ömrünün… Hüzünlerimle tazelerken solgun yapraklarını, nasıl nasıl uzatırdım seninle yana yana yürüdüğüm bu yolu… Tek telaşım buydu.

Bilmiyordun beni saran dikenli telleri
Gözlerinde doğup, yokluğunla ölecek kadar seviyordum
Bir sözcükle yeniden başlardı hayat
Ve susuyordun.
Ardın sıra pusuyordum karanlıklara.

Beyaz bir sayfaydım ve sen ilk terk ediştin.
Ölümsüz aşklardan geliyordum oysa ben…
Kimsesizdim… Sensiz…

“Şimdi düşünüyorum da
Biliyor musun…
Hüzünlere tutuklu sevinçlerinle,
Sen Eylül’e benziyorsun.”

Sevdanın pusularında hep bekleyeceksin beni Eylül’üm. Kahreden sukutum benim, bunu adım gibi biliyorum bekleyeceksin. Ve ben, haykırmak istedikçe yutkunup, bensiz sevdalarında yankılanacağım bir fon müziği misali. Yankılandıkça; gerçeğe en yakın düşlerimi, gidişlerinin enkazına gömeceksin gönülsüz. Dizlerinin bağını çözen dudaklarımı öksüz bırakıp, hüzünlü bir resme yapıştırıp yüzümü, gideceksin yine.

Çünkü ne zaman o şarkıyı dinlesem, gidersin benden.
Ve ben gözlerimi gittiğin yollara dikip hep seni beklerim.
Sensiz doğar güneş şehrime…
Yokluğunu bağrıma bastıkça
Lanet ederim güne, geceye, bitmeyen sevgine
Ve “başladığı gibi biter…”
Üzülme…

Ne zaman benden ayrılsan yakalar sevdam seni. Gelişini göstermez takvim yaprakları en gerçek düşüm. Sen yanmasan da küllenirim ben. Ellerimin en üşüdüğü mevsimde dökülen yapraklar çırpınırken rüzgarda, ben sahilden umutlu yıldızları toplarım. Avuntusuz bir gecede kaybolur düşlerim. Yağmura sürgün kirpiklerimi bir gün şehrinin güneşi kurutur ve o zaman kim bilir belki o son gidişin kendini bende unutur.

Yine dipteyim biliyor musun… En acıtan düşler dipten çıkar ya hani işte öyle avuçluyorum toprakları. Zamanı oyalarken koynumda umurumda bile değil yokluğun… Esirgesen de ateşini benden hala nefesimi tutuyorum sana. Bir gün yüreğindeki dikenleri gördüğünde hissedeceksin bir gülü sevdiğini ve o gülün yapraklarında uyanacaksın bir sabah cennetten çalınmış bir güne. Gül kurusu ipek bir çarşafta sayıklayacak terli dudakların… Ömrünün en güzel gününü öpeceksin nefesimde soluklandığında. Lakin biliyorum şimdi düşlerimi yerle bir ederek, başka bir mevsimin rüzgarına gitmen gerek. Saçlarımdaki meltemleri okşasan da her gün, avuç içlerinde bitmem gerek sevgili. Sen de biliyorsun, beni kendinden çıkartmaya çalıştığında mutsuz bir silüet kalacak avuçlarında. Öyleyse neden… Neden…

………………………………….

Seni hep seveceğim biliyor musun…
Çünkü uçurum gibi derinleşen sukutunla
Sen yar’a benziyorsun…

İnanmazsın ya düştüğün hallere bazen…
İnan…

Ve üzülme
Yokluğunda da sana iyi bakarım ben.

Enstrümantal Aşk !…

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Aşk suskunluğumdu benim!
Kendime ırak bir kentten çok sesli bir ağırlama, içten bir ikrarın yetmeyen teşekkürlü karşılığı. Oysa sunulan hayattı, yazgısında deli kız oyası. Deliksiz uyuyacağım, geç kal bu gece.

Aşk yanımdı benim!
Kelimesiz, hecesiz ama ağlamaklı… Yerlerde sürünen gözyaşlarımda yalnız olmamanın iması!
Acele etme bu gece. Tam vaktinde gelişinden değil mi öncemizdeki aşklar?
.
Aşk vurgunumdu benim!
Yaralı ama kansız… Acılı ama feryatsız… Ağlayan keman, sızılanan kaval… Beklenmedik ihanetti buluşmamız. Yıllardır vardı ve çok az yakardı. Şimdi burada, sahibinden uzak…

Aşk yazımdı benim!
Aşk yazdığımdı, okuduğundu. Bu geceyi geç ömrümden. Bu gece geç bir vakit ömrümde. Oturduğum masada şaraplık bir tat, tütünde tutuksuz bir nefes. Yetişme bana, geç kal! Erkenciliğin değil miydi, bize koca bir geleceği geciktiren?

Aşk heyecanımdı benim!
Vursalar ölmezdim o heyecandaki kadar. Sevseler mutlu olmazdım o titremedeki kadar. Voltalar uzuyordu ayağımda. Zaman uzuyordu. Sancı sığmıyordu bedenime. Delilikti, serserilikti, güzeldi…

Aşk itirafımdı benim!
Okunan, dinlenen ama bilinmeyen… Söylesem, dilimde kekremsi bir tat bırakırdı. Sustum, dilimle geldi bütün belalar… Dili belası sayfalarımın övgüleri, asılı kaldı aklında. Şımarıklığım korkun oldu, usluluğum hayalin! Değişemedim onca değişimde, onca yenilikte… Buydum ben, bulduğun gibi. Koruduğum aslındı, kaybettiğim aslım!

Buydu galiba aşk!
En can alıcı noktada bir İstanbul kaçağı, birçok A’lı kent kaçamağı, bir gözyaşı bozgunu, bir kavuşma, bir ayrılık ve bin ölüm… Sayısız dirilişte aynı yemin! Döndüğüm sözümde hayâsız yalan. Tek varlığım ve tek yokluğum… Yaram ve merhemim… Kazanmadığım ama hep kaybettiğim. Evet, buydu aşk!

Aşk yasağımdı benim!
Uzaklığını ölçtüğüm bir şarkı, tınısını mırıldandığımda anlamı beynime oturan bir müzik. Tuzağı yoktu arada. Geçit veren dağlar, ayağa dolanmayan yollar ve aşıldıkça genişleyen, bereketinde güneş kavrukluğu ovalar… Geç kal bu gece, zamancılığın değil miydi bizi bekleten, duvar önü ameleliliğinde?

Aşk çözümümdü benim!
Düğümlerin çıkmazından, elime düşen tek bir seni seviyorum’du. Gelişemedik uluorta. Durduk bulanıklığımızda; durulmadık durgunluğumuzda. Çarptık, düştük… Ayağa kalktık yardımsız. Seni seviyorum’du her şeyin en baştaki sonu. Söyledik, duyduk, yeniden düştük ve kalkamadık yardımlı. Gelmedi acil adamlar. Sen yine de, bu gece gelirken yolu uzat ve getirme yanında, başka yarınlarını.

Aşk engelimdi benim!
Burkulan yanıma yerleşen yalnızlığına eş, diğer yanımda onmaz bir gelecek…
Artık bir gece bu karanlık! Gelme, kendim kendimi avuttum!

Hayat Senin Romeo Ama Artık Juliet Yok

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Gidişinin üstünden kaç çığlık geçtiği umurumda değil. Nefes alıp vermediğini bilmiyorum şu an. Morgda olabilirsin, ya da ruhu satılık herhangi bir kızın koynunda. Ne fark eder? Bu kez senden değil, benden söz edeceğiz. Bu kez oyunun kuralını değiştireceğiz.

Burada işler biraz karışık. Çözümlemem gereken bazı sorular. Sana, bana, hayata dair. Artık sen, ben ve biz?de dışarı çıkabilmek istiyorum çünkü. Eğer şu an, tam olarak şu an ölürsem, cesedimi soru işaretlerim kaldırmasın istiyorum. Kırdığım kalp sayısı yokluğunla doğru orantılı olarak artıyorsa ve yapıştıramayacaksam bir daha hiç birini geri, en azından sayıları artmasın istiyorum. Dünyada seni en çok isteyen hatun olarak, bu dünyada en çok seni unutmayı istiyorum. Duyuyorum güldüğünü. Nasıl kahkaha attığını duyuyorum. Ama olduğum yere çöküp ağlamayacağım bu defa. Çünkü ağladığımda sarılabileceğim birilerinin olduğunu biliyorum artık…

Kimseye güvenmiyorum belki, ama en az güvensizlik duyduğum adamlardan biri sayesinde hiçbir işe yaramayacak bu satırları yazıyorum. Hiçbir zaman okumayacak olman bir şeyi değiştirmez. Nasıl ki hiçbir zaman sevmemiş olman, sevgimi değiştirmedi.. İçimdeki hisleri gömmemin tek sebebi, seninle nefes alamıyor olmam. Sensiz nefes alabileceğimi sanıyorum sadece. Eğer başaramazsam, küreği kendi ellerimle uzatacağım sana. Kendi ellerinle göm katline göz yumduğun bedenimi diye. Eğer başarırsam, ardıma dönüp haline gülmeyeceğim bile. Çünkü eğer başarırsam, adının hiçbir harfi yaklaşamayacak o günden sonra kaderime.

Bazı insanlar kahkaha atarken gözlerimin kısılmasını, ağladıkça gözlerimin kızarmasına tercih ediyorlar. Bazı insanlar gülümseyişimin rengini, gözyaşımın tadından daha çok seviyorlar. Öyleyse devam etsin ?Sükût? çalmaya, belki bir gece olsun rahat uyurum. Hüzünden daha çok yakışan şeyler de varmış bir kadına, son zamanlarda ruhumun nefes almasını sağlayanlar öyle diyorlar. Sen, onların kim olduğunu asla bilemeyeceksin. Çünkü sen bittiğinde, ben hayatımı onlarla paylaşıyor olacağım.

Göremeyeceksin.

Son ziyaretimde gözüme takıldı, odanın duvarına kocaman bir soru işareti çizmişsin. Son geldiğimde aklıma takıldı, nasıl da fark edememişim, sen beni hiçbir zaman sevmemişsin. Son günlerde kalbime kazındı, ben seni değil birilerini sevebilmeyi istemişim onca zamandır…

Kovboylar siyah giyermiş, hatunları gök rengi. Yeni öğrendim. Matem rengi değil, güneş rengiymiş bana en çok yakışan. Ondan öğrendim. Beyaz giysem ne fark eder siyahımdan soyunup, ölüler de beyaz giyer. Oysa o, ölümüme karşı çıkıyor. Gariptir, o beni yaşatmayı benim istediğimden daha çok istiyor. Hiçbir zaman kendim için yaşayamadım bu hayatı. Uğruna yaşadıklarımsa hep bana ölümü layık gördüler. Oysa bu defa, beni isteyen biri için savaşmak istiyorum. Bu defa en azından onun için denemek istiyorum…

Okunmayacak bir mektup için, haddinden fazla kelime öldürdüm belki. Son satırları kazırken tırnaklarımla, şarkılar pansuman yapıyor yaralarıma. Yine de, tekrar düşecek, daha çok kanayacak olsam bile tekrar deneyeceğim şimdi…

Mutlu kal demeyeceğim, hayat senin. İlgilenmiyorum. Dediğim gibi, şimdi senin adının üzerini çiziyorum. Söyleyeceklerim bitti. Gidiyorum. Masalım ise, hiç başlamamıştı zaten. Şimdi görebiliyorum? Bundan böyle senin gibi şerefsizlere karnım tok.
Hayat senin Romeo, ama artık Juliet yok?

Üzgünüm !

Çarşamba, Eylül 2nd, 2009

Üzgünüm…!!
Üzgünüm dedin bana tüm olanlar için böyle olmasını istememişsin üzgünmüşsün…
ßen ne olucagım bana verdiğin sözler nolucak dediğimde üzgünüm başkasını seviyorum dedin..
ßeni başkası için bırakmamışsın ama başkasını seviyomuşsun..
Hayatımı mahfetti beni benden ettin…Ama böle olsun istememişsin üzgünmüşsün…Sadece üzgün..
ßöle olması gerekiyormuş..ßana böyle söylemiştin yani benim ne hissettiğimi önemsemeden…

ßenimle işlediğin günahlarıda taşıyabilirmişsin zaten çok günahın varmış senin…ßöyle söylemiştin…
ßenim ßu günahın altında nasıl ezildiğimi ßilmeden…ßilsende umursamadan..
Artık konuş hep susucakmısn dediğimde evet hep susucam demiştin..
ßenim içimdeki avaz avaz çığlıkları duymaktan kaçarak ve sormadan son isteğimi ardına bakmadan kaçarak..
Sanki daha bi kaç ay önce yeminler ettiğin, günleri sayarak, koşarak asla vazgeçemem ,asla ayrılamam dieyerek sarıldığın sevgilin
ben değilmişim gibi.
Gelirken nasıl hızlıysa adımlarn giderkende öyleydin halbuki insanlar veda ederken yavaş olurlar arkalarına birkezde olsa bakarlar..
Sen bunu bile beceremedin….
ßana Günahların en ağırını bırakarak gittin…
Ama iyi oldugu gittiğin ve bida gelmediğin….Çünkü; ßen zaten vicdanı olmayan bi adamla mutlu olamazdım..Daha fazla kendimi kandıramazdım..
Ve Üzgünüm ki !! artık bende seni sevmiyorum….

Pages: Prev 1 2 3 ...17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Next
Günün Sözü Özlü Sözler
    24 2009 Günün Sözü Firari Oldu Sevdam" (chatsayfalari.org)