Archive for Eylül, 2009

Din Derslerinden Notlar

Cumartesi, Eylül 5th, 2009

Çocuklar, kiyamet cuma günü safak vaktinde olacaktir.
- Ama hocam nereye göre safak vakti? Bizde safak vaktiyken diger tarafta gece oluyor..
- Numaran kaçti senin?
- Ne oldu ki hocam?
- Çok güzel soru sordun 5 vericem..Cevabini bende bilmiyorum.

- Arapça bilenler el kaldirsin…(sadece 1 kisi el kaldirir…)
- Afferim kizim Ayseeee… Siz niye bilmiyonuz? Nasil dua ediyonuzzz?
- Hocam ben Türkçe dua ediyorum.
- Olmaazzz! Arapça edicen! Türkçe kabul olmaaazzz!
- Niye hocam, Allah Türkçe bilmiyo mu?
- Haasaaaa! Sümmee haaaasaaaa!!!

- Çocuklar Ahiret Gününde bütün herkes tartilacak, sevaplari, günahlarindan fazla olanlar Sirat köprüsünden geçerek Cennete ulasacak
- Hocam nasil bir sey o Sirat köprüsü?
- Kil gibi ince kiliç gibi keskin
- Eee nasil geçiyoruz ki biz oradan hocam? Ayagimiz acir, duramayiz üstünde.. Denge diye bir sey var herkes cehenneme düser valla böyle hocam.
- Sevabi fazla olanlara o köprü böyle otoban gibi genis gelecek
- Eee hocam sevabi fazla olanlar geçecekse kildan köprüye otobana ne gerek var? Allah sevabi çok olana geç desin, geçsin, az olana Cehenneme git desin, gitsin… Sanki itiraz mi edicez…
- Sus essek sipasi aklin ermez senin Allah´ in isine, tövbe sümme hasaaa, tööbeee..

- Bu evren, bu kuslar, bu böcekler çicekler, hepsi yüce Rab’bimizin bizlere birer armaganidir.. Kendi vücudunuza bir bakin.. Bu mükemmeliyeti baska kim yapabilirdi ki? Mesela gözlerimiz.. Yüzümüzde, yani ona en uygun yerde.. Gözlerimiz diz kapaklarimizda olsaydi ne kadar çirkin olurdu degil mi?
- Itirazim vaaaaaaaar!…
- Söyle çocugum!
- Eger gözlerimiz diz kapaklarimizda olsaydi degssen hiçbir sey olmazdi, Çünkü herkesin gözleri diz kapaklarinda olurdu, o zaman da siz ´´çocuklarim, gözlerimiz yüzümüzde olsaydi ne kadar çirkin olurdu” derdiniz, ben de yine “itirazim vaaaar!..” derdim..

- O derse aldigim kedi yavrusu sinifta gezerken hoca: “kim soktu bu mendebur hayvani sinifa?” diye bagirdi..
- Beeen. ama hocam o da Allah’in yarattigi bir varlik degil mi? Yazik…
- Eeee tabi, o da Allah-i teala´nin yarattigi bir mahluk… Hem peygamber efendimiz de severmis. Ay pek de sevimli kerata…
- Peygamberimiz Hazreti Muhammed salallahu aleyhi vesellem de iftarini hurma ile açarmis…
- Hocam, Mekke´ de iskender kebap mi vardi ki, onunla açssn?
- Sus! terbiyesiz, zindik, kafir!….

- Çocuklarim eger Dünya Günese 1 cm. yakin olsaydi her yer erir, eger 1 cm uzak olsaydi her taraf donar ve yasayamazdik…. Allah´in oldugunu bundan anlayabiliriz.
- Eee iyi de hocam Dünya Günese 18 ocakta yakinlasir 21 Haziranda da uzaklasir.. Hem de 1 cm degil yaklasik 2 milyon kilometre… Eeee hiçbir sey olmuyor…
- Iste bu da Allah ´in bir mucizesidir evladim… Otur.. Laubali, ukala…

Ah Su Rizeliler! Hepsi Gerçek

Cumartesi, Eylül 5th, 2009

Kivrak zekali Karadeniz insani, gerek yorumlariyla, gerek baslarina gelen olaylara getirdikleri pratik çözümlerle, mizahçilara tas çikartiyor. Fatih Sultan Kar´in hazirladigi Yasanmis Rize Fikralari kitabinda yer alan ilginç olaylar, duyanlari kahkahaya boguyor. Iste, fikra gibi gerçeklerden bazilari…

* Rize eski Milletvekili Fuat Sirmen, bir gün TBMM´de yaptigi bir konusmada, ´´Milletvekillerinin yarisi aptaldir´´ deyince Meclis´te milletvekillerinin tepkisini çekmis. Tepkiler üzerine tekrar söz alan Sirmen, kürsüye çikarak bu kez ´´Meclis´tekilerin yarisi akillidir´´ demis.
* Rizeli Turgay Civelek, aldigi 30 kiloluk buzagiyi, evinin altindaki ahirda beslemeye baslamis. Aradan 14 ay geçtikten sonra 30 kiloluk buzagi tam 240 kiloluk bir boga olmus. Talihsiz boga, ahirda mahsur kalmis.
* Rize Belediyesi´ne ait 100. Yil Parki´nin havuzundaki sazan baliklari, sarhoslar tarafindan çalinip yenilmis. Bunun üzerine dönemin ANAP´li Belediye Baskani Hizir Hop, telsizle Park ve Bahçeler Müdürü´ne, ´´Sazanlari yediler, parktaki kazlari koruma altina alalim´´ diye seslenmis.
* Rizeli Tahsin Tuzcu at yarisina çok merakliymis. Kaybedince, ´´Burun farkiyla kaybettim´´ dermis. Bir gün esi dayanamamis ve ´´Oy senin burnuna ne diyeyim. Uzun burunlu bir at bul´´ diye sitem etmis.
* Rize eski Belediye Baskani Ekrem Orhon, dönemin valisi ile gezintiye çikmis. Vali sohbet sirasinda, esini kaybeden Orhon´a ´´Üzülme, sana anami veririm. Onunla evlenirsin´´ diye takilmis. Üzüntülü baskan da valiye, ´´Anani almak bir sey degil de, koca valiye ´Oglum´ demek biraz agir gelir bana´´ diye cevap vermis.

At kendini

Cumartesi, Eylül 5th, 2009

Öbür dünyaya gelenler sıraya sokuluyor, uygun adım yürüyüşle Sırat köprüsü başına sevkediliyordu. Baş melek Saint Pierre, gelen bir grup erkeğe “”Durr!!”" buyruğunu verdikten sonra:

- Karısını aldatanlar kendilerini buradan aşağıya, cehenneme atsınlar!!

Gelenlerin hepsi kendini attı, bir kişi kaldı. Saint Pierre ona döndü:

- Hey sen! Sağır numarası yapma! at kendini sen de!”

trafik polisi

Cumartesi, Eylül 5th, 2009

Adamın birini gece vakti çevirir trafik Polisi ceza yazacak ya sorar ;-
Beyefendi ruhsat lütfen !- Buyrun Memur Bey .- Alkol ?!- Yok Memur Bey .-
Kemer takılı mıydı ?!- Evet Memur Bey .- İlk yardım çantanız ?!- Tastamam
yerinde Memur Bey .Bakmış olacağı yok memur ;- Mezdeke kasetin varmı ?!-
Var Memur Bey .- Koy kaseti !- Tamam Memur Bey .- 3. Parçayı çal !!-
Tamamdır memur bey ??…- Şimdi ben oynuyorum sen para yapıştırıyorsun!!!

Enayi Bulunur

Cumartesi, Eylül 5th, 2009

Bir çırak yolda ağır bir torba falanca birşey taşıyormuş:
-Uf çok ağır aman çok ağır!!!
-Nasıl taşınır bu oğlum yardım edeyim dur.
Torbayı tepenin başına kadar taşımışlar:
-Oğlum ustan sana demedimi? Bunu nasıl taşıyacam demedin mi?
-Dedim ama bana dedi ki ”Nasılsa yardım edecek bir enayi bulunur” dedi bana.

Ömür Sabahla Akşamın Arası Kadar….!!

Cuma, Eylül 4th, 2009

Gitmekle bitmez sandığım ömür
Meğer sabahla akşamın arası kadarmış.
Henüz erken diye düşünürken bir sabah vakti
Baktım ki geç kalmışım.
Güneş aşmış da tepelerden
Dönüş yolculuğuna çoktan başlamış.
Kim kovaladı böyle akreple yelkovanı?
Sanki onu koşturan bir atlı varmış.
Nerede güneşin yakıcı sıcaklığı
Uzamış gölgeler insanlar yorgun
Yolcular çoktan menziline ulaşmış.

Bu uzun ömrümü nasıl geçirdim!
Nasıl ayamadımnasıl aldandım!
Önümdeki zaman çok sanıyorken
Yanıldım öğütüldüm zaman çarkında
Gündüzü yaşayamadan geceye daldım.

Geriye dönsem degeçen zamanı
Defter yaprağı gibi çevirsem bir bir
Açsam kaçan güneşin kapılarını
Bağlasam saatin yelkovanını
Nafile! Başka dünyaya gitmiş güneşim
Başka yüzler görüyor ışıklarını.

Meğer ömür sabahla akşamın arası kadarmış
Yalanmış hayat için ne söylendiyse
Hayal geniş dünya darmış ne çare!
Mutlulukmuş sağlıkmış gençlikmiş yalan!
Meğer hepsi kısacık bir rüyaymış.

Sevdanın Koynundaki Hüzün

Cuma, Eylül 4th, 2009

“Kabul et beni ey sevdalı yağmur
Yüreğimin kanayan yarası
Gecelerde akan gözyaşım
Benim ateşim
Benim dumanım
Sevdalı yüreği hüznümün
Kabul et beni bir gece koynunda uyuyayım zalim yar”

Saçlarını ıslatan bir yağmurla konuştu hüzün. Bulutlar tam gözlerinin hizasındaydı sevdanın. Her birinde dünya saklı damlacıklarda yıkanırken ruhlar, yüreklerdi dillenen. Hüzün “aç”tı sevdaya, hiç doymamacasına ıslandı, ıslandı, ıslandı… Kol kola girdiler şüphe etmediler birbirlerinden hiç. Her mevsim çiçekler açardı hüznün eteklerinde, her gece yıldızlardan taç yapar saçlarına iliştirirdi sevdalı yağmur. Yüzü temiz kalbi temiz, ne masum ne güzel düşlerdi yarınlar. “ Seni terk eden delidir” derdi sevdalı yağmur hüznün güzel gözlerine bakarken.

Birden karardı dünya, neden… Bir çığlık yükseldi hüznün yüreğinden, sesi deniz aşırı ülkelerde yankılandı. Tek odalı yüreğindeki göçün hikayesi başladı hüznün. Yangın yeriydi yüreği, aşkından uzağa saldı kalbini. Tüm gurbet kuşlarını uçurdu sevda ülkelerine. Sancılı ve kederli günler yazılmıştı alnına. Neden ?

Kendini müziğe bırakan her gecenin ardı güneş değildi artık. Varlıkla yokluk arasında gecenin sessizliği çöktü sevda bulutlarının üzerine. Saman yolundan geçti ay ışığı bembeyaz geceliği ile. Yakamozlandı denizler, mehtap serildi sevdanın ayaklarına; kişiliksiz dişiliğinin dekoltesi ile. Heyecanla coştu, delice mehtabın güzelliğine sarıldı sevda. Hüzün boynu bükük izledi kuraklığı. Boşlukta sızladı parmakları, üşüdü. Duyguların allığı silinirken yanaklarından, diri diri çamura gömüldü güzel ve masum düşleri. Her gece aklını unutturan titreyişleri ile mehtaba aktı sevdalı yağmur. Her gece bin kere öldü hüzün, yine de atamadı kalbinin derinlerinden sevdasını.

Mehtap aşağılayıcı gözlerle süzdü sevda yağmurunda sırılsıklam olan hüznü. Sevda hovarda yüreği ile sundu damlalarını mehtaba. Her damla düştüğü yeri bileyledi. Öyle sarıldılar ki yakamozda birbirlerine. Düne ait hiçbir şeyi hatırlamadı sevdalı yağmur. Özlemle beslenen siyah bir gonca açıldı gecelere ilk güneşte solmak üzere. Hüzün besledi köklerini, hayat törpüledi dikenini, kim yaklaşsa kanadı yüreği. Sevdayı her anışında bir kaya düştü sırtına o vakit, hüzün günden güne ezildi.

Minik bir kız çocuğunun masumluğuna patik ördü kelebekler. Hüzün; duydu, sevdalı yağmurun kızı güneş doğacakmış yakında. Akıl almaz bir gece dansından arta kalan bir yavru, düşlerini yıktı hüznün. Aşk için hazırdı oysa… Gözyaşı tomurcukları her dem taze kaldı kirpiklerinde.

Kahrolası bir çöl fırtınasına karıştı siyah gül. Sevdanın göğsüne çarptı. “Babacığım göğsün toz olmuş” dedi güneş. Hüzün nefessiz kaldı, yüreği kanadı. Susuz kalan saçlarını kesti elleri, ağlamaktan çürüyen yanakları hala güzeldi. Kaybolmuş gecelerde herkese yetecek kadar yalnızlığı vardı. Oysa sadece bir gece sevdalı yağmurun koynunda uyumaktan başka bir düşü yoktu hüznün.

O günden beridir; bir kardelen hülyası ile açtı hüzün her sevdanın yüreğinde. Gül yüzlü sevinçleri özlerken iri gözleri, kıpır kıpır umutları terk etti yüreğini. Hercai kokulu sevdalı yağmurla göz göze gelmedi hiç. Şair sevdalı yürekler hep hüznü yazdı kavuşmaların kucağında. Hiç vuslat olmadı kaderinde ama vermedi son nefesini. Gencecik umutlar yıllandığında o gün gelecekti. O gün geldiğinde, herkes sevdalı yağmurun koynundaki hüzünden bahsedecekti.

Kabul et beni ey sevdalı yağmur,
Yüreğimin kanayan yarası
Hala sızını hissediyorum içimde
Benim ateşim
Benim dumanım
Sevdalı yüreği hüznümün
Kabul et beni bir gece koynunda uyuyayım zalim yar
Sonra kapat kapılarını,
Vur gidişlerin hançerini sırtıma
Bir başıma kalsam da gece şarkılarıyla
Cam kesiklerine benzese de acılarım
Ey sevdalı yağmur
Her şeye inat içimde yaşatırım seni
Benimsin işte !
Her nerde olursan ol
Benimsin ey sevdalı yağmur…

a$kin Cani sIkkILdi Seni andi…

Cuma, Eylül 4th, 2009

ßiLiyorum…Konu$acak ßi$eymiz kaLmadi..payLa$acak hic bir$eyimiz yok ortada…
Yinede yüregimden.. gücümün yettigii yere kadar sana sesLeniyorum..SeninLe kOnu$uyorum.
Bugün sana olan kirginLigimi rafa kaLdirim. Sevgimi aldim avucLarimin arasina.
Ona Signiyorum..Cümlelerimi kisalttim.keLimelerim buruk..
gülü$Lerim istenmeyen evLad dudakLarinda..
ßi ihtimal geLi$ine sigindigim farkettiySemde engel olamadim..
GururSuz ama mutLu ve sabirli hasrettine..
anLik hayaLLer anLik mutLuLukLara geße kaLiyor.
bugün gönLümü ho$ tutmak istiyorum imkansiz olan her$eye inanasim geLiyor..
Cocuk gibi istekLerimi ßastiramiyorum.Calmayan telefonuma eLim gidiyor.
Sana haLa ßende Oldugun israrla yazmaya caLi$iyorum.
ßende oLan seni hiC Kirmadim.Degi$tirmedim.ve hep korudum..
Sende..Sende ki ßeni nasiL OLdugunu büyük görmedigini anLamsiz ßir SIkINti iLe merak ediyorum.
iCimdeki güzeLigle umut inan ßana artik umurSamiyorum.
BuLutLar yagmurLu toprakla öpü$türe biLseydi bugün,
bana o verdigin ama tutamadigin sözünü sahiplenerek dans ede bilirdim islakligima aldirmada..
ki asLinda isLanan sadece yüRegim OLurdu..bedenim degiL.
Ü$üyorum..ßu ü$üme yanLizLigimdan geLiyor. ve sariyor hertarafimi.
Tutuna bilecegim hic bir güzeLLik yok hatirlamakdan usanmicagim aniLarim di$inda.
isina biLmek icin onlara sariLiyorum anLamsiz ve Cevapsiz SoruLar hinzirca Siritiyor.
Ben görmemeye caLi$iyorum.Dü$’Ler uzak gibi görünüyor oluyordu ama yakindi.beLkide görmeyi istemek gerekiyordu.
GözLerini aC desem kapataCaksin..ama kapatma GözLerini..
ßiLiyorum..
LevrekLer derinLerde ve daLgaLi denizLerde ya$ar.
LevrekLer uzak bir dü$ gibi Zor yakaLanir.Ama sen ßeCerirsin dü$’Leri yakaLamayi.
DerinLere daLmayi.UzakLara kavu$mayi..
Sahi??ßeCere ßiLirisin? Kedime ßir demet papatya aldim. ama bakmadim faLima.
GözLerimi geri$Lere verdim..GözLerimdeki Hüzün bile SeNi ÖzLemi$.
kafayi buLunca itraF etti sonunda..
Dü$ünceLerim GuRuRLu.. HayaLLerim ve Sevdam degiL..
GeLSeydin,kendimi Unutup sana akiCAkdim..
Susturcakdim iCimdeki iSyani.
KavgaLarin ortasina bir güne$ gibi dogup isLicakdim yüregimi..
SevinCden agLicakdim ßu deFa..MutLuyken hemen Sarho$ oLu$um gibi..
dokunacakdim kuSacakdim birikmi$Ligimi..HaSrettimi..
ama geLmedin..geLmezdin.. geLmeyide hiC niyetin yokdu asLinda..
kendimi Kandirdigimi anLadigimda aGLiyordum.
Eskiden kimi $arkiLarin ne kadar anLamLi OLdugunu dü$ünürken,
$imdi ayriLigin ardindan caLinan her $arkinin MutsuzLugumu ve Sevgimi anLatiyormu$ gibi geLiyor.
Sevdigim ne cok $arki varmi$..bunu Senin gidi$in gösterdi ßana.
Her $arkida sen varSin..Her yerde, her gördügüm inSanda, denizde, Gecede, uykumda
NasiL ßeCeriyorsun ki her yerde OLa biLmeyi?
ßu ßir mariFetse eger…Nie ßenim yanimda degiLsin ki ?
Göz ya$Larim asiLigini yitiriyor.yenik dü$üyorum sEvdana..
Gittin…ßeLkide hiC geLmemi$tin. ßen geLdigini Sandim.
Ayak uyduramadim yorgunLuguma. DudakLarina dü$Lerimdeki Öpü$ü konduramadim.
Kimi zaman ßir cocuk OLdum güLü$ünde $imaran.Kimi zaman ßir kadin.dokunu$Larinda kendini ßuLan.
ama en cok da imkanSizim OLdun..hirCinLigim ..gecikmi$Ligim…
her gidi$inde birkez daha gönderdigin OLdu..
Inanamadigim..yenemedigim..üzerinden atLiyamadigim korkuLarim OLdun.
AgLadigim..bagirdigim..yada sustugum isyanim oldun..
a$k pazarinda harCAdigin keLimeLer OLdum.
a$k pazarinda harCAdigin mevSimLer oLdum.
Sessizce ßo$aLan göz ya$Larin birikmi$Ligin oLdum.
Son sez dinLedigim bi $arkinin nakarati oLdum.
diLimin ucuna geLipde söyLeyemedigin keLimeLer..
iSter iStemez ya$adigim tahLissizLer oLdu.
Yüregindeki Kadin ßen OLmak iSterken, yüregine siginan ve tozlanacak olan bi ani oLdum.
Hak etmedikLerin, artik yeter dedikLerin, ve her$eyin OLmak isterken ßeLkide hiCbir$eyin OLdum..
SöyLeSene ? ßen gerCekde Senin neyin OLdum ?
Sesin hep uzakLari Cagiriyordu… ßen üstüme aLindim.. Sana geldim..
ßiLseydim ßana ait oLmayan sesLeni$i..SahißLene bilirmiydim?
$imid ßir mevsimLik a$k kaLdi avuCLarimda.
Sadece ßir mevsimLik ya$amak ama bir ömür gißi geLen a$k..
KaLbime söyLemedim Henüz gittigini..ÖgrenirSe Onunda aCi Cekmezsinden Korkuyorum..
Seni haLa ßenimLe ßiLiyor ve Seviyor..ama ßen kaLbime iLk deFa yaLan söyLüyorum..
GITTI…
Sevdamin ökSüzLügüne aLi$a biLirim ßeLki ama…
Sessinin uzak yoLLarda sonunda oLmazsi aCitiyor iCimi..
SuskunLugun en büyük siLah’indi suskunLugunLa vurdun ßeni.
ßen aLi$kinim kendi yaraLarimi kendim Sarmaya.
AsiL aCi OLan UnutuLmak AsLinda.. söyLesene unutuLmak kime yaki$iyor ?
Unutan Sen olsanda sana biLe yaki$miyor..
Merak etme üStüne giydirmedim ßu duyguyu..
UnutuLmayan oLmak sende daha güzeL duruyor.
GörüyorSun i$te. a$ka ve Sana ihanet etmiyorum ßen…
ki kirginLigim a$ka.Sen üStüne aLindin…
ßi ki$ güne$i iSitirken ßedenimi.. Hayat Seni cikartdi kar$ima..
Sen ßitti dediginde..Yagmur yagiyordu..a$kin Cani sIkkILdi Seni andi….

Nefret Edemediğin Oldumu Hiç!!!

Cuma, Eylül 4th, 2009

Hiç Bir insani unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda kaldin mi hiç?
Hani ölmüs gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi, her an kapindan
içeri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hiç gelemeyecegini
de bilmen gibi.
Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek ,
ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar
katlanilmaz bir gerçek degil mi sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemigini yakarcasina özlemek…
çok kötü degil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu isitememek ,
artik sonunun “Pi” hali degil mi?
Biliyorsun degil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayistir o,
kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha
görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye
düsünmek, belki su an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir yerde
demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne
zordur degil mi?

Ne kadar eritir insani farketmeden.
Sende biliyorsun degil mi bunlari.?
Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina.
Güzel bir kafe kesfettiginde,
güzel bir film seyrettiginde,
güzel bir sarki dinlediginde
güzellikleri oraninda eksik kaldiklarini hissettin mi paylasamadigin
için onunla.
Bir barin kalabaliginda hiç yarim vücudunla sallandin mi ortada?
Hiç iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi?
Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün oldu mu hiç?
Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan nefret edemedigin
zamanlar oldu mu hiç?

Gözünün içine baka baka kolunu bacagini kesen bir insanin yüzüne sevgi
dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar oldu mu hiç?
Hayatta inandigin bütün degerlerini altüst eden birisine ask siirleri
yazabildin mi?
Onu içinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara feda oldun mu hiç?

İçinde aglayan çocuga umut sarkilari söyleyemedigin, özlemini,
susuzlugunu, açligini gideremedigin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasini gördügün
ama merhem olamadigin zamanlar.

Gücünün,

hani o tanrisal gücünün

bir çocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu gördügün zamanlar
oldu mu hiç?

Hiiiiiiiç….

Obezite Nedir ? Neden 0lur ? Tedavisi ?

Cuma, Eylül 4th, 2009

Obezite ya da şişmanlık, vücutta sağlığı tehlikeye sokacak ölçüde fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bir insana obez diyebilmek için vücudundaki yağ miktarını ve dağılımını tespit etmek gerekir. Bunun için bugün en sık kullanılan yöntem “Beden Kitle İndeksi” nin hesaplanmasıdır. Beden kitle indeksi (ingilizce body mass index’in baş harflerinden BMI olarak kısaltılmıştır.) kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır.

BMI’ı ;
18.5 kg/m2 altında olanlar zayıf
18.5-24.9 kg/m2 arasında olanlar normal kilolu
25-29.9 kg/m2 arasında olanlar fazla kilolu
30-39.9 kg/m2 arasında olanlar obez(şişman)
40 kg/m2 üzerinde olanlar ileri derecede obez olarak tanımlanırlar.

Yağın vücuttaki dağılımı da önemlidir.Özellikle karında ve göbek çevresinde biriken yağlar,kalp ve damar hastalıkları için ciddi risk oluşturur.

Obezitenin nedenleri nelerdir?
Çok sayıda faktör obezitenin gelişmesine katkıda bulunur. Bunlar dört büyük kategoriye ayrılır:
* Kalıtsal faktörler
* Fizyolojik faktörler(yaşlanma , gebelik sayısı gibi)
* Yaşam biçimiyle ilgili faktörler(besinlerle fazla miktarda yağ alınması,pasif ve hareketsiz yaşam)
* Psikolojik faktörler(sıkıntı ve üzüntü gibi olumsuz duygulara tepki olarak yemek yenmesi)

Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, solunum rahatsızlkıları, eklem rahatsızlıkları ve bazı kanser türlerine de yol açabilen obezite mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Obezitenin tedavisi
Amaç kısa sürede fazla kilo vermek değil uzun vadede yavaş ama sağlıklı bir şekilde zayıflayarak ulaşılan kiloyu muhafaza etmektir. Bunun için de gerekli olan yerleşmiş alışkanlıkları değiştirerek yeni bir yaşam tarzına uyum sağlamaktır. Yapılması gereken öncelikle yağ ve kalori miktarı düşük sağlıklı bir beslenme programına başlamak ve aynı zamanda sağlıklı bir yaşamın ayrılmaz parçası olan egzersizle bunu tamamlamaktır. Unutulmamalıdır ki %5′lik bir kilo kaybı bile obeziteye eşlik eden hastalıklarda(kalp ve damar hastalıkları,yüksek tansiyon,şeker hastalığı,kanda yüksek oranda yağ bulunması,solunum hastalıkları,eklem hastalıkları,inme,bazı kanser türleri) ciddi iyileşmeler sağlayacak ve yaşam süresini uzatacaktır.

Tek başına ilaç tedavisi yeterli midir?
Obeziteyi tedavi edebilmek için çok yönlü bir yaklaşım gereklidir. İlaç sadece bunu önemli bir parçasıdır. Beraberinde yağı azaltılmış düşük kalorili bir diyet,düzenli egzersiz ve yaşam biçimini değiştirmeye yönelik davranış yedavileri ile başarıya ulaşmak mümkündür.

Egzersiz
Kilo kaybetmek iyi güzelde bir daha geri almasak deriz ama hep aklımıza gelen başımıza gelir.Yapmış olduğumuz diyetlerle egzersiz yapmayı genelde ihmal ederiz.

Yarı aç yarı tok geçirdiğimiz günlerde kolumuzu kıpırdatmaktan acizlik getirir sürekli uyu haliyle dolaşırız.Bizi bu durumdan uzaklaştıran ve kendimize getiren tek şey terazideki ibrenin hiç değişmemesi.

Vücut nasıl kilo kaybediyor ?
Alınan enerji = Harcanan enerji kilo sabit
Alınan enerji > Harcanan enerji kilo artışı
Alınan enerji < Harcanan enerji kilo kaybı
Bu denklemden çıkartmamız gereken sonuç harcadığımız enerjiyi arttırmamız gerektiği.Bu da egzersizle mümkün olabilir.Günde 15 dakikayla başlayan ve arttırılan tempolu yürüyüş egzersizleri kilo veriminizi destekleyecek ve dinlenme metabolik hızını ( BMH ) düşmemesini sağlayacak.
Sık aralıklarla kilo kaybı ve kilo alımı : Kilo kaybının dinlenme metabolik hızına, Lipolitik Aktiviteye etkisi başlığından yapılan araştırmaya göre;
Şişman kadın grubu 14 haftalık egzersiz ve zayıflama diyetine tabii tutularak beden bileşimi , oksijen tüketim gücü,dinlenme metabolik hızı ve karın yağındaki yağ aktiviteleri ölçülmüştür.Kişiler ;
1) Diyet + Egzersiz sık sık uygulayan
2) Diyet + Egzersiz sık uygulamayan
3) Sadece diyet uygulayan olmak üzere gruplandırılmıştır.

Bu süre sonunda 3. ve 1. Grup karşılaştırılmış kilo kaybı ve yağ kaybı yönünden 1. Grubun karşılaştırılması sonucunda kayda değer sonuçlara ulaşılamamıştır.
Bu araştırmaya göre sadece diyetle zayıflayan 3.grupta dinlenme metabolik hızında düşme saptanmıştır. Bu araştırmadan çıkan sonuç ;
1) Sık sık diyet yapmanın kilo kontrolünde etkili bir yöntem olmadığı
2) Egzersizle birlikte enerji sınırlaması yapıldığında kilo ve yağ kaybının olduğudur.

Kilo kaybetmek sadece diyet yapmakla mümkün değil bu araştırma umarım egzersiz yapmanın önemi konusunda bir fikir yandırmıştır.Masa başında , asansör kullanarak arabamızı en yakın yere park ederek pekiştirdiğimiz tembellik ve bu huyumuzun bize kazandırdığı kiloyu yürüyüş yaparak,tenis oynayarak , yüzerek en azından evimizin temizliği kendimiz yaparak sarf edeceğimiz enerji ve doğru beslenme bizi sağlık ve örüntü yönünden mükemmele ulaştıracaktır.

Pages: Prev 1 2 3 ...17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Next
Günün Sözü Özlü Sözler
    24 2009 Günün Sözü Firari Oldu Sevdam" (chatsayfalari.org)