Archive for Eylül, 2009

Senin İçin Atan Bu Kalbe Sahip Çıkmadın ki…

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

”öyle bir sevda geçti ki üzerimden
hala yorgun yüreğim…”

senin için atan bu kalbe sahip çıkmadın ki…

her rüzgarında ayrı yöne savurduğun, kanattığın bu kalp
sana nefes aldığım her an binbir acı çekti bilmedin!

hiçbir şey yüreğimi okşamadı o sıcak gülüşün gibi…
ve..hiçbir şey incitmedi verdiğin acı kadar…
oysa ki tüm hüznümü yakıyordu bakışların
düşmüştüm sensizliğin bilinmezine bunu da bilmedin!

bilmem bana inat mı bu sevdalı,suskun bakışlar
bende değilsin ki artık ellerin başka ellerde…

şimdi dönüp bakıyorum da ardıma
ben hayallerimin değil,
bir deli sevdanın peşinden koşmuşum meğer…

ben hep sana sustum AŞK!
yine susuyorum…
bu da senin için yazılmış son satırlar…

[Kar] Anlık Hüzün..

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

Hayatın oynadığı oyunların içinde bir ebe olarak sallanma sırası bana geldiğinde büyümüştüm ve büyü bozulmuştu.

Dahası hava bulutluydu ve ben tanıdığım en yağmur yüklü buluttum. İnceden inceye hüzün yağıyordu yüreğimden.

Bildik tüm insanlar yabancı hoşuma giden tüm tatlar tadını yitirmiş tanıdık tüm sesler sessizdi. Sevdiğim tüm şarkıların sözlerini unutmuştum. Çiçekler kokmaz renkler görülmezdi. Tebessüm ise yırtık bir fotoğraftaki dudakların yanaklara doğru gerilmesinden ibaretti.

Belki de her şey olması gerektiği gibiydi ve yabancılaşan bendim.

Dedim ya büyümüştüm ve büyü bozulmuştu.

En sesli harflerle lanet okumak istedim kendimden yitirilişime sebep olan anlarıma. Anlar aldırmaksızın düşünce ve duygularıma eskiyordu. Anlamsız kalacaktı bu yüzden en sesli seslerin bile dile gelmesi.

Sustum.

O sessizlikte salıncağın zincirlerine dokunan bir el arzuladı en çok içim.

Gecenin koyu ve ürkek tonlarına rağmen yine de hayata tutunabilirdim zincirlere uzanan elle.

Belki tüm hüzünleri savururdum bir el salıncağın zincirlerinden tutup savursa salıncağı sallasa beni.

Öyle ya…

Ebe bendim!

Sallanma sırası bana geldiğinde tüm insanlar gitmiş parkın lambaları bile küsmüş bir tek karanlık bana eşlik etmişti.

Bu yüzden ben de karanlığa sahip çıkmaya karar verdim.

Ben hüzünleri [d]ağladım
[Kar]anlık beni [d]ağladı.

Öylece eskidim gittim…

Sabah olduğunda birileri mutlaka katılırdı an[ı]larıma. Lakin cenazelerin ardından ağlamak da boştur yaşarken sarılmadıktan sonra.

Ama karanlık öylesine sıkıca tuttu ki zincirlerini salıncağın;

Ben hüzünleri [d]ağladım
[Kar]anlık beni [d]ağladı.

Ağladım…
Hüzün yağdırdım yüreğimden şehre ince ince…

SEDEF HASTALIĞI (Psoriasis)

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

PSORİASİS, Grekçe kaşıntı anlamına gelen ‘psora’ kelimesinden köken alır. Sedef hastalığı olarak da bilinir. Hastalığın bulunduğu deri bölgesi kızarık hale gelir. Üzerinde kalın gümüş renkli kabuklanmalar oluşur. Saçlı deri, diz, dirsek ve sırtın alt kısmı sıklıkla tutulan bölgelerdir. Bazı vakalar kişinin hastalığının farkında olmayacak kadar hafif seyirlidir. Diğer taraftan vücudun büyük bir kısmını tutacak şekilde şiddetli seyredebilir. Bu çok şiddetli vakalarda bile yararlı tedavi metodları vardır. Sedef hastalığı aynı ailenin birden fazla bireyinde görülebilmesine rağmen bulaşıcı değildir. Toplumda hastalığın görülme sıklığı yüzde 1 ila 3 arasında değişmektedir.

Sedef hastalığının sebebi nedir ?
Sebep bilinmemektedir. Bununla birlikte güncel araştırmalar kanda bulunan akyuvarlardaki bir anormalliğin iltihabi olayı tetiklediğine ve hastalığın gelişime yol açtığına işaret etmektedir. İltihaptan dolayı deri üç dört günde bir dökülür. Bu normalden yedi sekiz kat daha hızlıdır. Hastalar deride kaşıma, yolma, yaralanma veya aşırı güneş yanığından 10-14 gün sonra beneklenme tarzında yeni plakların ortaya çıktığını farkeder. Sedef hastalığı aynı zamanda, streptokoksik boğaz iltihabı gibi bazı infeksiyonlardan sonra, bazı ilaçların alımıyla birlikte aktivite kazanabilir. Alevlenmeler kış aylarındadır çünkü deri kurur ve güneş ışığı azalmıştır.

Sedef hastalığının tipleri
Hastalık çeşitli formlarda görülebilir. Bu formlar hastalığın şekli, şiddeti, devam etme süresi, yerleşim yeri açısından farklı özellikler taşır. En sık görülen formda başlangıçta küçük kırmızı bir kabarıklık vardır.Giderek genişleme ve kabuklanmalar ortaya çıkar. Kabuklar kaldırıldığında altta küçük kırmızı kanama alanları görülür.

Dizler, dirsekler, kasık bölgesi ve genital bölge, kollar, bacaklar, avuç ve ayak tabanları, saçlı deri, vücuttaki kıvrım bölgeleri sedef hastalığının en çok görüldüğü bölgelerdir.
Tırnakta sedef hastalığı varsa üzerinde nokta şeklinde çöküntüler görülür. Tırnak yatağı kalınlaşır, peynirimsi bir görünüm alır. Tedavisi zordur.
Koltukaltında, kasık bölgesinde, genitalde, göğüs altlarında alışılmadık tarzda sedef hastalığı görülebilir.
Guttat sedef hastalığı genellikle bir boğaz iltihabını takiben görülür. Genellikle çocuklar etkilenir. Vucutta çok sayıda küçük kırmızı, üzeri kabuklu lekeler ortaya çıkar. Haftalar veya aylar içerisinde kendiliğinden kaybolur.
Sedef hastalığı olan kişilerde %30′a varan oranlarda eklem iltihaplanması şikayetleri görülür. %5-10′unda çeşitli eklemlerde iltihabi olaydan dolayı işlevsel kısıtlılık oluşur. Bazı kişilerde eklem iltihaplanması şikayetleri, deri tutulumu arttığı zaman kötüleşebilir. Bazen de deri tutulumu düzeldiğinde eklem şikayetleri de düzelir.
Nasıl teşhis konulur ?
Bir deri hastalıkları uzmanı fizik muayene ile sedef hastalığını kolaylıkla teşhis edebilir. Eğer şüphe varsa biyopsi ile kesinleştirilir.

Nasıl tedavi edilir ?
Amaç iltihabi durumu azaltmak ve derinin kabuklanıp dökülmesini kontrol altına almaktır. Nemlendirici krem ve losyonlar deri üzerindeki pulların giderilmesine ve kaşıntının kontrol edilmesine yardımcı olur. Sedef hastalığının tedavisinde özel bir diyet uygulaması gerekmemektedir. Tedavi, hastanın genel sağlığı, yaşı, yaşam tarzı ve sedefin şiddeti göz önünde bulundurularak planlanır. Çeşitli tip tedavilere gerek duyulabilir ve doktorun önerdiği kontrollere riayet etmek gereklidir. Doktor, hastalıklı deri üzerine uygulamak üzere kortizon benzeri ürünler, sentetik vitamin D, katran veya antralin içeren ilaçlar reçete edebilir. Bunlar tabii güneş ışığı veya ultraviyole ışığı ile birlikte kullanılabilir. Sedef hastalığının en ağır formlarının tedavisinde ağızdan alınacak olan ilaçlara ihtiyaç duyulabilir. Bu tedaviye ilave olarak güneş ışığı önerilebilir. Hastaların pek çoğu güneş ışığından fayda görür. Ancak bu uygulama esnasında dikkatli olunmalıdır. Güneşte aşırı kalmak hastalığı alevlendirebilir. Tabii güneş ışığına benzer bir ışığın kullanıldığı ultraviyole tedavisi muayenehane veya hastane koşullarında bir deri hastalıkları uzmanı tarafından uygulanabilir.

Tedavi tipleri:
Steroidler ( Kortizon ); Kortizon içeren krem, merhem veya losyonlar pek çok hastada hastalığın geçici olarak ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Genital bölge, kasıklar ve yüz gibi hassa bölgelerde gücü daha zayıf olan kortizon türleri tercih edilmelidir. Daha güçlü kortizonlar saçlı deri, diz ve dirsekler, avuç ve ayak tabanları gibi bölgelerde kullanılmalıdır. Bu bölgelerde etkinin daha da artırılması için ilaç sürüldükten sora üzeri ince bir naylon film ile kapatılabilir. Bunlar bir deri hastalıkları uzmanı kontrolünde dikkatle kullanılacak ilaçlardır. Güçlü kortizon içeriği olan ilaçların yan etkileri arasında, ciltte incelme, damarlarda genişleme ve deride renk değişiklikleri sayılabilir. Bu ilaçların ani olarak kesilmesi hastalığın alevlenmesine neden olabilir. Tedavi devam ederken aylar sonra kortizon içeren ürünlere karşı direnç gelişebilir. Deri hastalıkları uzmanı tedaviye çok direnç gösteren bölgeler içine kortizon enjekte edebilir. Yan etkilerden kaçınmak için bunun küçük miktarlarda yapılması gerekir.

Saçlı deriye uygulanan tedavi; Saçlı deride bulunan sedef hastalığının tedavisi, hastalığın şiddetine, saçın uzunluğuna ve hastanın yaşam tarzına göre planlanır. Reçete ile veya reçetesiz alınabilen çok sayıda şampuanlar ve solüsyonlar bulunmaktadır. Bunlardan pek çoğu katran ve kortizon içerir. Hasta saçlı derisini sert bir şekilde şampuanlamaktan ve şiddetle kaşımaktan kaçınmalıdır.
Antralin; Kalın kabuklu sedef yaralarının tedavisinde tercih edilen bir ilaçtır. Deriyi tahriş edebilir yine deriyi ve giysileri geçici olarak boyayabilir. Yeni ürünler ve tedavi metodları bu yan etkileri azaltmıştır.

Vitamin D; Kalsipotrien sentetik bir vitamin D türevidir. Hastalığı belirli bölgelere sınırlı kişilerde diğer tedavilerle birlikte kullanılabilir. Yan etkilerinden korunmak maksadıyla belirli miktarlarda kullanmak gerekir. Normal vitamin D’nin tedavide bir yararı yoktur.

Kömür katranı; Yüzyıllardır sedef hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. Günümüzde geliştirilmiş ürünler daha rahat kullanılmaktadır.
Goeckerman tedavisi; Hastalığın ağır formlarında kömür katranı ve ultraviyole ışığının birlikte kullanılmasıdır. Tedavi özel merkezlerde günlük olarak uygulanır. Ultraviyole ışığa maruziyet süresi hastalığa ve kişinin hassasiyetine göre değişir.

Işık tedavisi; Güneş ışığı ve ultraviyole deri hücrelerinin gelişme hızını azaltır. Bunlar deri kırışıklığına, göz hasarına ve deri kanserine sebep olabilmelerine rağmen doktor kontrolünde uygulandıklarında oldukça etkili ve güvenlidirler. Vücut yüzeyinin tamamında sedef hastalığı olan bireylere özel odalar sayesinde tüm vücutlarına ışık uygulanabilir. Sıcak iklimlerde yaşayan kişilere güneş banyosu önerilebilir. Bu tür ışık tedavilerinden önce mutlaka bir deri hastalıkları uzmanının tavsiyesi alınmalıdır.
PUVA; Sedef hastalığı diğer tedavilere cevap vermez ve yaygınlaşırsa vakaların %85-90′ında bu tedavi metodu etkilidir. İsim, Psoralen ve “UVA” kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Hasta Psoralen isimli ilacı içer ve özel bir ultraviyole formu olan UVA’ya dikkatle ölçülmüş miktarlarda maruz bırakılır. Tedavi 2 ila 3 ay içerisinde yaklaşık 25 kez uygulanır. Sedef hastalığını kontrol altında tutabilmek için yılda yaklaşık 30-40 kez uygulama yapılmasına ihtiyaç vardır. Alınan psoralen maddesi gözün lens kısmında birikeceği için hastalar tedavi alırlarken güneş batıncaya kadar UVA geçirmeyen güneş gözlükleri kullanmalıdır. Uzun süre uygulanan PUVA tedavisi deri yaşlanması, kırışıklık ve kanser gelişim riskini artırır. Deri hastalıkları uzmanları PUVA tedavisini dikkatle takip etmelidir.

Methotreksat; Kanser tedavisinde ağızdan kullanılan bir ilaçtır. Diğer tedavi metodlarının yetersiz kaldığı durumlarda sedef hastalığının hızla gerilemesini sağlar. Özellikle karaciğer üzerinde yan etkileri olduğu için düzenli aralıklarda kan testleri yapılmalıdır. Akciğer filmi ve nadiren karaciğer biyopsisi gerekebilir. Midede rahatsızlık hissi, bulantı, baş dönmesi ve sersemlik diğer yan etkileridir.
Retinoidler; Ağızdan alınan A vitamini türevi ilaçlardır. Şiddetli sedef hastalığının tedavisinde tek başlarına veya ultraviyole ışığı ile birlikte kullanılabilir. Deride, gözlerde ve dudaklarda kuruma, kan yağlarında yükselme, ince kemik çıkıntı oluşumu yan etkileri arasında sayılabilir. İlaç doğacak çocukta çeşitli arazlara yol açacağından, gebe kadınlarda, tedavi esnasında gebe kalabileceklerde veya tedavi kesildikten sonraki 3 yıl içinde gebe kalmayı planlayan kadınlarda kesinlikle kullanılmamalıdır. İlaca başlanan bireylerde düzenli kan testleri yapılmalıdır.

Siklosporin; Vücudun bağışıklık sistemini baskılayıcı bir ilaçtır. Organ nakli ( karaciğer, böbrek vb ) yapılmış kişilerde vücudun nakledilen organı reddetmemesi amacıyla kullanılır. Diğer tedavi metodları yetersiz kaldığı durumlarda şiddetli sedef hastalığında kullanılır. Böbrek yetmezliği, kan basıncında artış gibi potansiyel yan etkilerinden dolayı düzenli aralıklarla yapılan kan testleri ile takip edilmelidir.
Araştırma safhasında olan tedavi metodları; Yukarda anlatılan tedavilerin hastalığın kontrolünde büyük yararı olmasına rağmen, hiçbir tedavi metodu hastalığı bir daha ortaya çıkmayacak şekilde tedavi etmeye imkan vermemektedir. Son yıllarda özellikle bağışıklık sistemi üzerinde etki gösteren ilaçlar üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle hastalığın sebebinin tam olarak tespit edilmesi tedavideki yeniliklere de ışık tutacaktır.

Lara – Güvenmiyorum

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

Yüzündeki izler bana sorarsan eğer
Fütursuz olmanın bedeli olmalı
Yaşlı gözlerin, titreyen ellerin
Günahkar olmanın diyeti olmalı..

Kimine dar kimine yar bu sevda
Tükettik bunu da daha başında
Kimine yar bana dar bu sevda
Bunu da söyledim sana başında

Yeminler etsen Allah biliyor desen
İçini görüyorum sana güvenmiyorum ..!
Yağmur bu yağar diner gücenen varsa gider
Sebebim aynı sana güvenmiyorum..!

Lara – İhanetin Bekçisi

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

Kalbimi ikiye böldün sen giderken
Canim yarisi senin,yarisi ihanetinin bekcisi
Hasreti koydun gittin be sen bu eve niye
O seni benden daha mi fazla sevdi söyle bari(2x)

O beni öptügün dudaklarla
Baska dudaklari nasil öpersin
Aklim almiyor söyle nasil,söyle nasil(2x)

Kendini bu kadar yalniz hissetmedi hic gönül
Al senindir bu ömür,aska feda olsa sana yetermi
Hic biri tutamazki senin yerini
Yar hadi yol yakinken geri dön
Yabanci bir el kirletmeden tenini

O beni öptügün dudaklarla
Baska dudaklari nasil öpersin
Aklim almiyor söyle nasil,söyle nasil

Lara – Sonbahar Rüzgarı

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

Bir güneş doğar rüyalarıma
Gözlerini sevmiştim
Keşke hiç konuşmadan
Baksaydım gözlerine sadece

Bir ümit vardı gitmeden önce
Son bir şans ver ki
Sözlerin onları da beni de tüketti
Bir sonbahar rüzgarıyla

Savrulup bitti aşkımız
Bir ilkbahar meltemiyle dönmez ki geri
Sen küçük mutluluklar peşinde koşarken
Ben sana vurgunum desem
İnanma sakın
Sen küçük insanların oyuncağı oldun
Ben yeni aşkların mutlu galibi

Lara – Sen Mutlu Ol

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

Nasıl bir kalp bıraktın
Bilir misin ardında
Bilir misin kırılan
Kalpler düzelmez asla
2x
Dönüpte hiç baktın mı
Merak edip arkana
Eden bulur güzelim
Kalır sanma yanına
Eden bulur güzelim
Kalır sanma yanına

Bir gün olsun gülmesem
Hep ağlasam da olur
Karanlığın içinde
Yalnız kalsam ne olur
2x

İnim inim inlesem
Acı çeksem de olur
Benim için farketmez
Sen mutlu ol ne olur
2x

Geçmişteki günleri
Bir an olsun hatırla
Yırtmadıysan resmimi
Ona bakıp ta ağla
2x

Mutlu günlerimizi
Sen vaat etmiştin bana
Eden bulur güzelim
Kalır sanma yanına
Eden bulur güzelim
Kalır sanma yanına

Burçlara Göre Taşlar

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

KOÇ 22 Mart – 21 Nisan
Akik
Kantaşı
Ametist
Hematit
Sitrin
Yakut
Akuamarin
Jasper

——————————————————————————–
BOĞA 22 Haziran – 21 Mayıs
Turkuaz
Krizopras
Safir (Mavi)
Mavi kalsedon (Akik)
Zümrüt

——————————————————————————–
İKİZLER 22 Mayıs – 21 Haziran
Akik
Turkuaz
Pembe kuvars
Krizopras

——————————————————————————–
YENGEÇ 22 Haziran – 21 Temmuz
Kuvars Krizopras
Peridot (Zebercet)
Aventurin
Akik
Ametist

——————————————————————————–
ASLAN 22 Temmuz – 21 Agustos
Akik
Peridot (Zebercet)
Kuvars (Kristal, rutil, pembe)
Ametist
Kehribar
Sitrin
Inci
Mavi topaz

——————————————————————————–
BAŞAK 22 Ağustos – 21 Eylül
Akik
Turkuaz
Obsidyen
Yeşim
Kaplangözü
Sitrin
Topaz

——————————————————————————–
TERAZİ 22 Eylül – 21 Ekim
Akik
Turkuaz
Opal
Mercan
Lapis lazuli
Pembe kuvars
Akuamarin
Yesim
Dumanli kuvars

——————————————————————————–
AKREP 22 Ekim – 21 Kasım
Ametist
Pembe kuvars
Obsidyen
Lal (Granat)
Kaplangözü
Mercan

——————————————————————————–
YAY 22 Kasım – 21 Aralık
Ametist
Topaz
Mavi kalsedon (Mavi akik, mavi dantelli akik)
Turkuaz
Peridot (Olivin, Zebercet)
Jasper
Kaplangözü
Sodalit
Lapis lazuli

——————————————————————————–
OĞLAK 22 Aralık – 21 Ocak
Akik
Kehribar
Oltu (Siyah kehribar)
Malakit
Yakut
Jasper

——————————————————————————–
KOVA 22 Ocak – 21 Şubat
Ametist
Kristal kuvars
Akik
Yeşim
Lal (Granat)
Zirkon
Mavi kalsedon (Mavi akik, mavi dantelli akik)

——————————————————————————–
BALIK 22 Şubat – 21 Mart
Ametist
Opal
Aytaşı
Pembe kuvars
Florit
Jasper
Mercan

Varmisin Yokmusun Diyaloglari

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

ee ne diyorsunuz iskender bey? son ikiye kaldik. büyük mü var kutunuzda, küçük mü?
-benim adim büyük iskender! ben küçük açmam! benim kutumda büyük var.
-aciyoruz o zaman iskender beyin kutusunuuuuu
—din din din diiinnnn!!—
-iskender bey 10 ytl cikti. 150.000′i kacirdiniz
-kacan balik büyük iskender olur acun bey. bu arada memati nerde acun? ….. annadin onu sen

-ben kutumda küçük var diye hissediyorum
-aç o zaman
Dirilim dirilim (500.000)
-vay anam vay kutunu patlatiyim senin.. hisseediyomus bide lavuk

-engin abi ne diyosun?
-valla sende bu embesilik varken 10tane 500bin olsa 9unu açtirir 1ini sona saklar ordada kutunu seçer hiçbi m.k alamadan gidersin diyorum
-diyosun
-valla benim hissiyatim tabi yine senin kararin

-arkadaslar hadi el ele verelim bi sinerci yaratalim el ele verince küçük açiyoruz
-baska bisi yapsaniz neler çikicak demek kutudan
-kamil kendine gel
-miçicam lan sinercinize açin artik su kutuyu

-annneaaaa babam küçük açti
-orda da mi küçük açti kör olasica
-ne nasi nerde
-tamam çocuum yok bise

-hamdi beyin teklifiini açikliyorum “bi bulasik makinesi verim uzasin gitsin kafam bi milyon zaten”
-aaaaa
-aaaaa yaa sasirdin demi kafunn

-evet hamdi bey size çikma teklif ediyor ne diyorsunuz yada devam edebilirsiniz ask mi para mi ?
-ne ayaksiniz oglum siz

-benimki küçük!
- höynk
-yillardir bunun ezikligiyle yasamistim söyledim kurtuldum

-ne düsünüyosun süleyman?
-yaa ben genelde hep küçük açtim ama geçen hafta büyük açmistim yinede küçük hissediyorum ama tabi garanti veremem büyükte çikabilir daha önce bu numarada küçük açmistim ama iki kerede 500bin açmistim almanyadaki halamlarada selam bu arada ama yinede sen bilirsin tabi ben etkilemiyim simdi seni
- anani…

-acun bey ele ele tutusup 1500′den geriye dogru sayalim mi ?
+yok siz yine kutuyu sevin hatta evinize götürün nüfusunuza geçirin

- ahmet abi kutun hakkinda ne düsünüyosun ?
+ erkek adamin kutusu olmazz lann

- aysecim açar misin ?
+ vallaaa acun bey gelmezse açmam kutumu..

- arkadaslar kutu kutu penseyi söyleyerek açalim mi?
+ kutu kutu penseeeeee… (dinnn dinn dinnn)
* aaaaaa!!
- ay bakamicam ne çiktiiii
+pense çikti

- Burak kutun hakkinda ne düsünüyosun
+ kompleee komplee komple tikkyzzz..
- anladim. açalim abicim.

+ varmisin yokmusun?
- mezara kadarrr mazinde bir tarih yatarr.. yasaaa fenerbahçee

+varmisin yokmusun?
- seninim acun

Mantikli Olmak Gerek

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

5 yasinda falandim.hiperaktiftim ben öle böle degil yani çileden çikarabilirdim annemi bazen.Günde 3 ögün dayak yerdim.mutlaka yerdim yani.Ya bigün neden dayak yedigimi bile anlamadan dayak yemeye basladim.annem çok sinirli falan.iste dövmeyi birakti falan oklava terlik mi ariyo ne :) kendi kendine söyleniyordu .
- “o kadar dayak atiyorum ama banamisin bile demiyor”
dedi.ben de o sirada agliyodum gene dayak yemeye basladim.ya dövmemesi için napiyim diye düsünürken o sözü geldi aklima beni döverken ona – banamisin diyordum. nerden bileyim onun farkli bi anlamda kullanildigini. acaip sekilde dayaga devam ederken banamisin diyerek bagiriyordum fakat durmuyordu.anladim ki banamisin demek ise yaramiyor :) kaçmak daha mantikli :D

Pages: Prev 1 2 3 ...17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Next
Günün Sözü Özlü Sözler
    24 2009 Günün Sözü Firari Oldu Sevdam" (chatsayfalari.org)