Archive for Eylül, 2009

Sibel Can – Zalim Firarim

Salı, Eylül 8th, 2009

bir gece ansızın çekip gittin sessizce
gönlümün ısıgıydın kayboldun sensizlikte
kor ateslerdeyim yanıyorum sen diye
gizli bir dua gibi yasıyordun kalbimde

sahipsiz bıraktın sen beni bu yerlerde
yalnızlık acısını tasıyorum içimde
ellere bıraktın beni bu sehirde
her gece yoklugunda aglıyorum gizlice

buralar sensiz hiç cekilmiyor
artık tadı yok sensiz olmuyor
bir tek hasretin hiç eksilmiyor
dön artık dön geri zalim firarim

gördüğüm en güsel rüya sendin sevgilim
duyduğum en derin sevgi senin eserin
gördüğüm en güsel dünya senin gözlerin
kurduğum en güsel hayal sendin sevgilim

Bahçe Kapısı

Salı, Eylül 8th, 2009

3 deli akşam akıl hastanesinden kaçacaklarmış ve plan yapmışlar 1. deli ön kapıyı açacakmış açmış 2. deli arka kapıyı açacakmış 3.deli de bahçe kapısını açacakmış 1. ve 2. kapıları açmışlar bahçe kapısı açıkmış ve geri dönmüşler

Aslan

Salı, Eylül 8th, 2009

Bir gün aslan ile boğa bara gitmişler bir iki tek attıktan sonra aslan
müsade istemiş. Boğa bununla dalga geçmiş:
- “Koskoca aslansın, Ormanlar kralısın. Saat daha sekiz. Hiç yakışır mı sana kılibiklik…”
Aslan kükremiş :
- “Eee beni evde bir aslan bekliyor, seninki gibi bir inek değil…”

İndirim

Salı, Eylül 8th, 2009

İki dilenci yakın aralıkla kaldırıma oturmuş dileniyorlardı. Hayırseverin biri dilencilerden birine bir sikke verecekti ki öteki dayanamadı:
- Beyim, sadakayı bana verirseniz, indirim yaparım!

Poh

Salı, Eylül 8th, 2009

Temel ile Dursun yolda yürüyormuş.Temel;
- “Ula cördun mu?cördun mü? Sibel CAN geçuy da.”
Dursun;
- “Yok ula cörmedum da.”
Temel;
- “Ula cördun mu?cördun mu? vali geçuy da.”
Dursun;
- “Yok ula cörmedum.”
Temel;
- “Ula cördun mu?cördun mu?Ahmet geçuy da.”
Dursun;
- “Yok ula cörmedum.”
Temel;
- “Ula cördun mu?cördun mu?”
Dursun sinirli bi şekilde;
- “He ula cördum.”
Temel;
- “Ula cöruysun da niye poha basuysun…”

TREN BEKLERKEN

Salı, Eylül 8th, 2009

3 Arkadaş trene binmek için istasyona gelmişler…
Hareket memuruna tren ne zaman gelecek diye sormuşlar.
Hareket memuru 1 saat sonra gelecek demiş…
Bunun üzerine beklemeye başlamışlar…
Aradan 58 dakika geçmiş içlerinden biri bakkala gidip gelelim demiş..
hemen koşarak bakkala gitmişler..Tam istasyona geri dönerken trenin sesini duymuşlar ama nafile tren kaçmış…
Hareket memuruna bundan sonra tren ne zaman var demişler..
Hareket memuru 3 saat sonra demiş…Yine beklemeye başlamışlar..
aradan 2 saat 35 dakika geçmiş trenin gelmesine 25 dakika kalmış..
İçlerinden biri benim karnım acıktı demiş..Hemen lokantaya koşarak gitmişler..Karınların doyurmuşlar..Birden trenin sesi yine duyulmuş..Koşarak istasyona girmişler ama nafile trenin gidişini görmüşler…
Hareket memuruna bundan sonra tren ne zaman gelecek diye sormuşlar
Hareket memuruda bundan sonraki tren 2 saat sonra ondan sonrada 1 hafta tren yok demiş…Hepsi birbirlerinin yüzüne bakmışlar bunu sakın kaçırmayalım demişler..Yine beklemeye başlamışlar..aradan 45 dakika geçmiş trenin gelmesine 15 dakika kalmış..içlerinden biri haydi tuvalate gidelim demiş..Koşarak bodrum kattaki tuvalete gitmişler..Tuvalette birbirlerine seslenmişler 2 dakika kaldı diye…Biri çıkmayı bilmemiş..Trenin sesi duyulmaya başlamış..Hemen ikisi koşarak istasyona çıkmış birde ne görsünler tren gidiyor…Bu arada diğeri de tuvaletten çıkmış o da koşmaya başlamış…Birincisi sondan 2. vagona zorlukla tutunarak trene binmiş..İkincisi de son vagona koşa koşa zar zor yetişmiş.. o da kendisini trene atmış…üçüncü kişi de koşmuş koşmuş koşmuş koşmuş ama nafile tren hızlanarak gözden kaybolmuş….
Raylar üzerinde oturmuş kalmış…Sonradan da başlamış gülmeye..
Hareket memuru olanları izlemiş..kardeşim kafayı mı yedin niye gülüyorsun demiş..Arkadaşların gitti sen kaldın…
O da ya memur kardeş onlar beni geçirmeye geldiler.. Asıl yolcu bendim..Ona gülüyorum demiş…

İlginç Soru

Salı, Eylül 8th, 2009

bir elektronik mağazasına elinde bozuk notebook’u ile gelen müşteri aynen şu soruyu soruyor…

Ben Google’ı çökerttim ne yapabilirim?

Mangal

Salı, Eylül 8th, 2009

Mangal :
Bu aktivite esnasında, bir erkeğin gerçek mutfak hünerine tanıklık ederiz. Bir erkek, mangal başına geçmek için gönüllü olduğunda, aşağıda detaylandırılan bir seri olay yaşanır:

1. Erkek mangalı ve mangal kömürünü çıkartır.
2. Kadın ızgarayı temizler.
3. Kadın bakkala gider.
4. Kadın kasaba gider.
5. Kadın fırına gider.
6. Kadın salatayı ve sebzeleri hazırlar.
7. Kadın pişirilecek etleri hazırlar.
8. Kadın, etleri bir tepsi üzerine, gerekli malzemeler, baharatlar, vs ile dizer.
9. Kadın temiz ızgarayı ve hazırladığı tepsiyi, mangalın başında elinde birasıyla dikilen adama getirir.
10. Adam etleri ızgaranın üzerine yerleştirir.
11. Kadın içeri geçip, masayı hazırlar.
12. Kadın sebzelerin pişmesini kontrol eder.
13. Kadın tatlıyı hazırlar.
14. Kadın tekrar dışarı çıkar ve kocasına etin yanmakta olduğunu haber verir.
15. Adam çok pişmiş eti ızgaradan alır ve kadına verir.
16. Kadın tabakları çıkartır, masaya dizer.
17. Adam içkileri doldurur.
18. Kadın masayı toplar, kahve hazırlamaya gider.
19. Kadın kahve ve tatlı ikram eder.
20. Yemekten sonra, kadın masayı toplar.
21. Kadın gider bulaşıkları yıkar, mutfağı toparlar.
22. Adam mangalı olduğu yerde bırakır, çünkü içinde hala yanan kömürler vardır.
23. Adam karısına bugün mutfak işi yapmamaktan dolayı mutlu olup olmadığını sorar.
24. Karısının şaşkın bakışları karşısında, kadınları mutlu etmenin imkansız olduğu kararına varır.

“Seven İnsan Neylesin”

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

Cihan padisahi Yavuz Sultan Selim Sam yakinina otagini kurdurarak burada üç ay kadar kalmis. Bir Türkmen kizi da zaman zaman padisahin çadirina gelerek otagin temizlik islerini yapar hünkâr çadirini tertibe ve düzene sokarak siradan gündelik islerle mesgul olurmus… Yine bir sabah temizlik için geldiginde Sultan Selimi görmüs. Türkmen güzelinin gönlü sultana su gibi anîden akiermis gönlünü kaptimis ona.- Hani kalbin her an bir halden baska bir hale geçmek gibi anlamlari da vardir ya- Zamanla kalbinin içini ince bir sizi sarmis genç kizin ve baslamis kalbi için için göynümeye.

Bir gün gözü hünkâr çadirinin diregine ilismis. Diregin üst kismina askin gücü ona söyle bir satir yazma cesareti vermis:

“Seven insan neylesin”

Yavuz Sultan Selim otagina yatmaya gelince birden direkteki yaziyi fark etmis” Bu da ne ola ki” diyerek uzun bir muhakemeden sonra bir vehim ve bin endise derken… Almis eline kalemi söyle bir satir da o düsmüs ayni direkteki dizenin altina. ”

“Hemen derdin söylesin.”

Türkmen kızı ertesi gün gelip baktiginda otagin diregine sevincinden aglamis o küçücük kalbi heyecandan gögsüne sigmaz olmus yer de onun olmus âdeta gök de… Fakat koskoca cihan sultanina ilân-i askta bulunmanin atesle oynamak ates girdabina bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmis. “Varsin olsun bu ask buna deger diye düsünmüs.” Aldigi mesaji heyecanla hemen cevaplandirmaktan kendini alamamis ama yine de içinde bir korku kurdu varmis ki genç güzelin yüregini her gün dis dis burgu burgu kemiren… Askin gücü zoru ve korkuyu nefes nefes yasayan o gencecik yüregin imdadina yetismis derhâl. Bir satır daha yazmis ayni direge

“Ya korkarsa neylesin”

Yavuz sultan selim aksam çadira döndügünde not düstügü direkteki satir gelmis aklina. Bakmis ve okumus ki askin heyecanin ve korkunun karistigi tezat dolu sözcüklerin bulustugu satirlar bir mizrak gibi durmakta karsisinda. Hemen o satirin altina bir misra daha eklemis aska yenik düsen koca padisah:

“Hiç korkmasin söylesin.”

Bir askin bulusan karmasik ve bulanik duygulari söyle dizilmis diregin üzerine:

” Seven insan neylesin Hemen derdin söylesin Ya korkarsa neylesin Hiç korkmasın söylesin”

Sabahin olmasini sabirla beklemis padisah. Seher vakti sirdasi Hasancan’i çagirtmis derhâl bir emir vererek:
” Biz dahi merak edip onu görmek isteriz tîz elden bu kizi huzura getirin.”
Emir derhâl yerine getirilmis ki Ahu gözlü endami hos alimli nazenin ceylân gibi bir Türkmen güzeli… Hünkârin emriyle derhâl bir dügün alayi tertip edilmis. Eglenceler yemeler içmeler… Dügünün son gecesi sirlarla dolu bu askin bilmecesi kader-i ilâhî tarafindan çözülmüs Çözülen bu kara baht çikinindan yayilan aci haber saskina çevirmis herkesi yer gök âdeta üzüntüye mateme bogulmus. Ahu gözlü Türkmen dilberinin
“Selim” diye çarpan saf ve küçük yüregi bu büyük cihan sultanin askindaki sirri kaldiramamis ve birden duruvermis. O çadirin diregi bu olayin canli fakat ketum sahidi olmus asirlardir. Bu dünya hayatinda vuslat nasip olmadigi gibi o gencecik yürege buna fani alemde bir çare de bulunamamis. Bu hazin gönül çarpilmasinin ve gönül yangininin sonunda derler ki:
” Koca hünkâr aglamis” ve Türkmen kizina yaptirdigi mezarin mermer tasina su dörtlügü kazdirarak dünyaya askin gücünün karsisindaki çaresizligini ki misir seferinde aslanlari eliyle bogup öldüren en güçlü ordulari yenen koca hünkâr söyle haykirmis:

Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek
Giryemi kildi hûn eksimi füzûn etti felek
Sîrler pençe-i kahrimdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.”

[ Bilmem ki gözlerime felek nasil bir büyü yapti ki
Gözümü kan içinde birakti askimi artirdi
Benim pençemin( gücümün) korkusundan arslanlar(bile) titrerken
Felek beni bir ahu gözlüye esir etti.. ]

Seven insan neylesin ?

Kördüğüm Gibi Bir Sevgi

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

Kirletildi tüm degerler. Yapmacik baharlarla suni lalezarlarla süslenmeye çalisilir oldu birliktelikler.
Bu kirliliklerden ask ve sevgi de nasibini aldi günümüzde.
” Sevmek dokunmaktir ” diye bir felsefe ya da daha dogrusu bir safsata koydular ortaya. Böylece yüreklerde degil bedenlerde gezinip duran seyin adi Sevgi oldu.
Flört adi altinda özgürlük namina iffet ayaklar altina alindi günümüzde. Adeta bekârlara has bir deger olarak sunulur oldu adi ask ve Sevgi olan kutsal deger. Evliler arasinda ise esler birbirine güzel sözlerle hitab etmeyi ayip sayar oldular. Ya da ” yahu bizden geçmis artik ” diyerek askin ve sevginin gün olup sönmesi gereken bir olgu olduguna inandirdilar kendilerini. Nisanlilik dönemi yada evlilikler denemek için yapilir oldu. ” Yürütemez isek ayriliriz” diyerek adeta ayrilmak için evlenilir oldu. Gerçek askin ve sevginin var oldugu yuvalarda hiç ayrilik olur mu !? Yada asktan ve Sevgiden kaynaklanan huzursuzluk olur mu hiç ??

Bugün tüm edebiyatçilari susturacak tüm “sözde asIklari” kiskandiracak Resulümüz esleriyle sakalasir ve onlari sevdiklerini nasil bir ask ile baglandiklarini söylemekten hiç çekinmezdi.

Hz. Aise sordular :
” Ey Allahin Resulü beni seviyor musun ? ”

Resulullah :
” Evet ya Aise tabii Seviyorum ”

Hz. Aise bununla da yetinmiyordu ve hemen soruyor :

” Beni nasil seviyorsun ? ”

Peygamberimiz sevgi tanimlamasini yapiyordu sevgili esine. Içten samimi ve hayran kalinan bir ifadeyle:

” Kördügüm gibi.. ”

Sevgiye bakin aska bakin. Açilmayan çözülmeyen kördügüm gibi sevgi.

Hz. Aise Peygamberimize sIk sIk sorardi :

“Ey Allahin Resulü Kördügüm ne alemde ? ”

O yüce resul cevap veriyordu :

” Ilk günkü gibi !! ”

Pages: Prev 1 2 3 ...17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Next
Günün Sözü Özlü Sözler
    24 2009 Günün Sözü Firari Oldu Sevdam" (chatsayfalari.org)