Archive for Ağustos, 2009

Hayata Aşka Dönüş…

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

Gözlerini üzerime dikmiş yüzünde gülümseme bana doğru ilerliyordu. ” Merhaba” dedi O dakikalarda bu kelimenin hayatımı ne denli değiştireceğini tahmin edemezdim. 2 yıldır arkadaşlığımız devam ediyordu. Fındık kabuğunu dolduramayacak bir sebepten bilmem kaçıncı kez ayrılmıştık.
Bana inat olsun diye arkadaşlarımdan birine çıkma teklif etmişti. Aylardan sonra beni bir cafeye davet ettiğinde her şeyden habersiz barışmak için çağırdığını düşünerek gittim. Saatler boyu flörtünden bahsetti. Sahte gülümsemeler takılıyor, gözümün önüne düşen göz yaşlarımı engellemeye çalışıyordum. Artık gücüm tükenmişti. Hızla ayağa kalktım. O da hızla kalktı, kolumu tuttu ve gitmeme izin vermedi. Beni deliler gibi sevdiğini söylediğinde etrafımdaki meraklı gözlere aldırmadan hıçkırıklarla ağlamaya başladım. En kısa zamanda diğer kıza her şeyi anlatıp ayrılacaktı.
Bu olaydan sonra 2 hafta geçti. Beni hiç aramadı acaba o kızı mı tercih etmişti. Bir telefon kulübesinden onu aradım. Karşımdaki ses onun trafik kazası geçirdiğini yoğun bakımda olduğunu söylüyordu. Ona ” senin için döktüğüm her damla gözyaşının cezasını umarım çekersin” demiştim. Ama böyle olsun istememiştim. Bu kez onu tamamen kaybetme korkusundan ağlıyordum. Ankara’^da bir hastanedeydi. Doktorlar yaşaması için şans vermiyordu. Cenaze işlemleri başlamıştı. Tabutuna konulacak yakaya takılacak fotoğraflar hazırlanmıştı. Eş dost hastane kapısında bekliyordu. Bu bekleyiş üç ayı tamamlamıştı. Doktorlar anneyi hastanın yaşam destek ünitelerinden çıkarılması için ikna etmeye çalışıyordu. Çünkü onlara göre yaşasa bile eski sağlıklı günlerine dönemeyecekti. Anne kararlıydı son nefesine kadar yanında olacaktı. Günlerce yanından ayrılmadan onunla konuştu. Ellerini tutmuş yine gelecekten söz ederken parmaklarını kıpırdatarak oğlunun tepki verdiğini fördü. Sevinçten hastane koridorlarında kahkahalar atıyordu. Doktorların ” Olmaz” dediğini ana-oğul başarmıştı. 2 yıl olmuştu onu bu süre içerisinde hiç görmemiştim. Bu süre içerisinde onu hiç görmemiştim. Şimdi karşımdaydı, çok değişmişti. Bazı zamanlar beni çileden çıkartıyordu, ona katlanamıyordum. Psikolojik tedavi görüyordu. Yine bir ayrılık zamanıydı telefonda evlenme teklifinde bulunduğunda ciddiye almamıştım. Israrla kendisini görmeye gelmemi istiyordu, yine bir ameliyat geçirmişti. Ziyarete gittiğimde evlenme teklifini yineledi. Hayatımızın 3 yılını bu kaza yüzünden kaybetmiştik. Artık başka vakit kaybetmenin bir anlamı yoktu.
Rüya gibi bir düğünle hayatımızı birleştirdik. Tabuta konması için hazırlanan fotoğrafı duvara astık. Ona her baktığımızda küçük kızımıza ve hayata sımsıkı sarılarak bize verdiği mutluluk için Allah’a şükrediyoruz. Tüm mutluluklar sevenlerin olsun

Migren Tedavisi

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

İngiliz uzmanların tesadüf eseri buldukları bir tedavi yöntemi migrenin tarihe karışmasını sağlayacak. Risk oranı çok düşük basit bir kalp operasyonuyla bugüne kadar tedavisi bulanamayan migrenden kurtulmak mümkün olacak

İngiliz bilimadamları bundan 20 yıl önce kalbi delik olan (PFO hastası) dalgıçların aynı zamanda migren hastası olduğunu keşfetti. Yani bu kişilerin kalbinin iki üst odacığı arasındaki kulakçık kapanmıyordu. Uzmanlara göre bu, kanın tamamen filtre olmasını engelliyordu. İçinde pıhtılar olan kan da beyne gittiğinde migren ataklarına neden oluyordu. Ancak bu dalgıçlar kalp ameliyatı olup kapakçığın doğru çalışmasını sağladıklarında migren ataklarının da tamamen durduğu dikkat çekti. İşte o günden beri devam eden araştırmaların ardından İngiltere’deki King’s College doktorları 200 kişi üzerinde ameliyat yoluyla migren tedavisini denemek için izin aldı. Eğer deneyler başarılı olursa ilk kez migreni tamamen ortadan kaldıracak bir çözüm üretilmiş olacak. Şu andaki tüm migren tedavileri, hastalığı değil şikayetleri ortadan kaldırmaya yönelik.

Migren Dostları

Dayanılmaz acılar içinde kıvrandıran migren ile aldığımız besinlerin doğrudan ilgili olduğu biliniyor. Migren ağrıları beyindeki kimyasal bazı değişimlerden kaynaklanıyor. Alınan besinlerdeki bazı kimyasal maddeler, migren ağrılarının başlamasına neden oluyor.

Çikolata Sakıncalı

Yorucu bir günün sonunda çikolata yiyerek avunmak isteyen migren hastaları, bir süre sonra dayanılmaz sancılar içinde kıvranmaya başlıyorlar. Çikolata ve alkollü içkilerin migren ağrılarını şiddetlendirdikleri ileri sürülüyor. Çikolata ve alkolün dışında peynir ve sütlü besinler, peynir türleri, migren ağrılarını özellikle artıran yiyeceklerdir. Bunların dışında narenciye türü meyveler ve meyve suları, kırmızı şarap, kahve, çay, tatlı kurabiyeler deniz ürünleri ve soğan migren ağrılarına neden olan yiyecekler arasında yer alıyor.

Miktar Önemli

Tıp uzmanları, migren hastalarına yedikleri yiyeceklerin türü kadar miktarının da önemli olduğunu hatırlatıyorlar. Övün atlamak ve düzenli yemek yerine tatlı yiyecekler atıştırmak migren krizlerinin başlamasına neden olabiliyor. Migren hastalarına sık aralarla azar azar yemek yemeleri öneriliyor. Adet dönemlerinden önceki günlerde migren ağrılarından yakınan kadınların da yiyeceklerine dikkat etmeleri gerek. Adet döneminden önceki günlerde çikolata yemenin son derece sakıncalı olduğunu belirtelim.

Dünya üzerinde milyonlarca insanın sık sık hayatını karartan migren ağrıları tıp dilinde ‘‘beyindeki bir kısa devre’’ ve nörolojik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Nedenleri, niçinleri, sonuçları üzerinde sayısız araştırma yapılan migren ağrılarının günümüze kadar yüzde 100 etkili bir çözümü bulunmasa da, uzmanlara yardımcı olacak pek çok bulgu var ortada. En önemlisi ve kesini de migren hastalarının ‘‘yüksek gerilim’’ altında olmaları…

Migrene beyindeki duyu ve uyarı sistemindeki bozuklukların neden olduğu biliniyor. Bilinen bir başka gerçek de, migrenin kadınlarda daha fazla görülmesi… Bunun nedeni, kadınların -doğalarından dolayı- beyindeki duyu ve uyarı sistemlerinin daha hassas olması. Doktorlar, migren ağrılarının başlamasına neden olan etkenleri iç ve dış etkenler olmak üzere iki grupta topluyorlar. İç etkenler arasında uyku düzeninde bozukluklar, açlık, sindirim sistemi rahatsızlıkları yer alıyor. Dış etkenler ise, gürültü, stres, bilgisayar başında uzun süre çalışmak, ışık gibi dış dünyayla ilgili şeyler.

Migren ağrıları başın tek yanında sanki kafaya yumruk atılıyor gibi çoğu zaman zonklamayla birlikte hissediliyor. Ağrılar çoğunlukla başta karıncalanma, görme, işitme bozukluğu, mide bulantısı, kusma gibi başka fiziksel arızalarla birlikte saldırıyor migren hastalarına.

Doktorlar asabiyet, gerilim ve stresle yakından ilgisi olan migrene akupunktur, hipnoz, masaj, aromaterapi, yoga gibi rahatlatıcı terapilerin iyi geleceğini kabul ediyorlar. Ayrıca beynin duyu ve uyarı fonksiyonunu düzene sokan kalp ilaçları ve çeşitli ağrı kesiciler de migrene iyi geliyor. Bugünlerde migren ağrılarına iyi gelecek üç ilaç daha piyasaya sürülecek.

Bu arada yıllardır süregelen ‘‘peynir ya da çikolata migrene neden oluyor’’ tezini de kabul etmiyor uzmanlar. Doktorlara göre bu cins gıdalar ağrıya neden olmuyor. Ancak bu gıdalara ihtiyaç duymak migrenin habercisi oluyor. İstatistiklere göre migren hastalarının yüzde 30′u iki gün önceki iştahlarından migrenin yakınlarda olduğunu anlıyorlar. Migrenin habercileri arasında yorgunluk, hiperaktif olmak, depresif olmak da var.

Migrenin Oluşmasındaki Sebepler

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

Psikiyatrik kökenli baş ağrısı.

- Kafa içinde inflamasyona bağlı baş ağrısı.

- Göz, kulak, diş, burun ve sinüs kaynaklı baş ağrıları.

- Boyundaki yapısal bozukluklardan kaynaklanan baş ağrıları.

- Başağrı(migren) tetikleyen faktörler:

Günümüzde migreni başlatan faktörün kesin olarak ne olduğu bilinmemektedir.

Migrenin başlamasına sebep olabilen başlıca faktörler; stres, hormonal değişiklikler, diyet faktörleri, uyku düzeni, iklimsel değişiklikler ve kişisel bazı alışkanlıklardır.

Stres ve Duygular: Emosyonel olaylar migrenin başlamasında önemli role sahiptirler.

Hormonal Değişiklikler: Migrenli kadınların yaklaşık %70′inde ataklar adet döneminde sıklaşır ve şiddetleri artar. Bazı kadınlarda ise migren krizleri sadece adet dönemlerinde olur. Bir kısım kadın hasta özellikle menstrüasyon sırasında olan ağrılarının daha şiddetli olduğunu ifade ederler.

Diyet Faktörleri ve Bazı İlaçlar: Yiyecek ve içeceklerde bulunan bazı maddeler damarlar üzerine direkt etki ederek onları genişletir ve böylece migreni başlatabilirken bir kısım maddeler de daha ziyade dolaylı yoldan etki ederek bazı refleks yollar ile ağrıyı başlatabilirler. Mesela alkol direkt etki ederken kafein ve nikotin gibi maddeler dolaylı yoldan etki etmektedir.

Uyku: Fazla uyku ve uykusuzluk migren krizini başlatabilir.İklim Değişiklikleri: Bazı migren hastaları iklim ve hava değişikliklerinden etkilenebilirler.Kişisel Alışkanlıklar, Kokular vs: Sigara migreni provoke edebilir. Bazı ağır kokular migreni provoke edebilir, bu durumlardan kaçınılmalıdır.

Migren Nedir ?

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

Migren, tüm dünyada hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen, sık rastlanan ve ağrılı bir hastalık.
Bulantı, kusma, ışığa ve sese aşırı duyarlılık gibi belirtileri olan bu hastalık, migren`li kişi ve ailesi için genellikle çok sıkıntı verir. Migren, ataklar sırasında kişinin tüm faaliyetlerini tamamen durdurabileceği gibi, ataklar arasındaki dönemde de yaşam kalitesini azaltabilir
Kişilerin yaşamlarındaki olumsuz etkilerine rağmen, migren`i olanların çoğu tam tedavi edilmezler. Bu, bazen, migren`i olanların tedavi edilme şanslarının olmadığına inanmalarından ve bu konuda doktora gitmemelerinden kaynaklanır. Ancak daha yeni ve daha etkili tedavilerin bulunmasıyla, migren`i olan pek çok kişi için yeni umutlar doğmuştur.
Migren atağının sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, migren`i olan çoğu kişi, belli faktörlerin migren ataklarını “tetiklediğine” inanır. Bu tetikleyiciler arasında stres veya stres sonrası gevşeme, çok fazla veya çok az uyku, kuvvetli ışık, hava değişiklikleri ve çikolata, peynir, kırmızı şarap, kahve ve çay gibi yiyecekler yer alır. Çoğu kadında hormonal değişiklikler veya adet dönemi de migren`i tetikleyebilir, ancak ataklar başka zamanlarda da olabilir.

Beni öLüme yâr et!..

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

Artik biliyorum,kaybettim ben seni..
Kaybettim..
Avuclarimin arasinda su misali akip gittin..
Karsimda duran suretin aslinda sen olmadiginida biliyorum artik,
tum duygulardan arinmis kalbini sokaktan geçen bir dilenciye sadaka olarak vermis birisin sen..
Bagirsaydim duyarmiydinki sesimi,bakarmiydin o cok sevdigin ela gozlerime..
Neler yasadik seninle hatirlarmisin,
her siirin misralarinda kaybolur her sarkinin nakaratlarina saklanirdik..
Biten her filmin mutlu sonunu kendimize yakistirirken bir cocuk edasi olurdu sesimizde..
Yagan her yagmur damlalarina dokunmaya calisir,
sahilde kiyiya vuran her dalganin askimiza isyan ettigini sanirdik..

Ve birgun bizde bittik..
Bitisimizi biz degil baskalari imzaladi..
Parantez icine alinanlar duygularimizdi oysa..
Sessiz harfleri yutmuscasina susturulduk..

Simdi sessizligi dinliyorum,sanki icimde senin sesini duyacak gibiyim her an..
Aglamakli sesin carpiyor gonlumun duvarlarina hala..

Hala karsimdasin sen olmayan suretinle..Gozlerinden cenaze kalkmis gibi bakiyorsun..
Sahte sozcuklerle kandirilmis ve herseyin iyi olacagina inandirilmis iki yurek tasiyoruz su an..
Ask masallarinin kahramanlari olmaktan vazgecmis gerceklerden kacarken buldugumuz mutluluk maskesini takmis iki yabanci.

Giderken son kez ardina baktinmi?
Ben bakmadim gozyaslarimi gorme istedim sahte kahkahalarim kulaklarina yer etsin istedim uzaklasirken ondan guluyordum..Gozyaslarimi gormedinki..

Sen beni sevdinmi?
Bari bu defa dogruyu soyle..Bari bu defa kendine ve bana durust ol.Bari bu defa kandirma ikimizide..
Sevsen vazgeçermiydin?
Sevsen gidermiydin?
Sevsen yok sayabilirmiydin..
Sevsen baskalarinin bitisimizi imzalamasina izin verirmiydin.
Sevsen….
Yeter..
Sevmedin iste!..

Ben yoruldum seni gitmemissin gibi yasamaktan..Vazgeçiyorum..
Yureginin orta yerine bir çentik atip terkediyorum seni ve sana dair herseyi.
Her ne kadar izlerimi silebildigini dusunsende o çentik hep kalacak ve sen hep bizi hatirlayacaksin..

Ben seni “öldü” sayiyorum artik sevdigim.
Sende beni “ölüme” yar et!..

Umut Olmalı….

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

UMUT HER ZAMAN OLMALI.

Yaşama küsme hakkınız yoktur.
Neden böylesine mutsuzsunuz ?
Nasıl bu denli karamsar olabiliyorsunuz ?
Belki işinizden memnun değilsiniz,
belki çevrenizden…
Maaşınızı az buluyor,
ya da kendinizi beğenmiyorsunuz…

Oysa…
Öylesine değerlisiniz ki.
Örneğin gözleriniz…
Gözlerinizi kaça satarsınız?
1 trilyon?
2 trilyon?
5 trilyon?
Satarmısınız…
İşte zenginsiniz…

Ama…
Bu servetle erişeceğiniz dünyayı görmedikten sonra,
paranın bir değeri var mı?

Ya da derdiniz para değil…
Başarı ve saygınlık.

Size gözlerinizin karşılığında bulunduğunuz şirketin
genel müdürlüğünü verseler kabul eder misiniz?
Cevabınız “Hayır” değil mi?

O halde siz; aslında hem zengin, hem başarılısınız.
Yeter ki,
Allah’ın size verdiği bu değerlerin bilincinde olun.
Bunları görebileceğiniz bir başarı için hayata geçiriniz.
O halde….

ASLA UMUTSUZLUK YOK !

AŞK ın ince çizgisi…

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

Ölümle yaşam arasında ki ince çizgide tanıdım seni.Saman alevi gibi bir anda çıktın karşıma.Uçurumun kenarında ki bana uzattığın zeytin dalı sayesin de tutundum bu hayata.Seni tanımama ve sana aşık olmama izin verdiğin için müteşekkirim sana.

Yalnızlıktan boğulmak ve kaybolmak üzereyken ben,seni buldum.Hayal gibiydin sanki.Güzelliğinle gözlerimi kamaştıran sen,insanlığınla ve iyiliğinle kalbimi fethediyordun.Seni sevmemek sana gönül vermemek mümkün olamazdı.Seni öylesine içten ve öylesine derinden sevdimki ben anlatamam.Varlık la yok luk arasında bir sınavdın benim için.Aşk sınavı….

Ben bu sınavdan senin sayende ve senin sevginle galip çıktım.Azraili yenip hayata tutundum seninle.Gözlerindeki ışıltıydı beni hayata bağlayan,içindeki sevgindi sana inanmamı sağlayan.Pırıl pırıl dı gözlerin.Baktığı zaman huzur veren kalbimi yerinden çıkacakmışçasına hoplatan ve ruhumu aydınlatan bir pırıltıydı.Ne çok sevmişim ben seni,ne çok….Yazıya dökmesi bile o kadar zor ki bu sevgiyi.Kelimeleri düzgün oturtabilmek bile çok zor.Öylesine güzel ki aşkını yaşamak,yaşayabilmek hatta bu lutfu kaldırabilmek bile çok özel…

Ateş dudaklarında kaybolduğum zamanlarda tek düşüncem hiç bulunamamak…Seni öperken ki hislerimi sana anlatabilmem imkansız.Nasıl ki kömür karası gözlerine baktığımda kayboluyorsam hayattan,dudakların da aynı benim için.İçten bir öpüşle kaybolmak gibi si yok sende…Seni öpmek gibisi yok…….

Sana seni ve sevgimi ne kadar anlatsam boş sevgili…Ne ben düzgün kelimeleri bulabiliyorum nede beynim seni tarif tasvir edebiliyor bana.Aklım fikrim her şeyim de sende,her şeyimde sensin…Ne senden gayrısını düşünebiliyorum nede düşünmek istiyorum.”Öyle ağırım ki kendime,sen benden gittin gideli”ne güzel demiş şair.Sensizlik öyle ağır ki anlatamam…..

Aşk üzerine,sevda üzerine onca şiirler yazıldı,onca sözler söylendi ama hiç biri sana olan sevgimi anlatmaya yetmiyor.Hiç biri beni sana anlatmıyor.Aşk ı bana anlatamıyor…

Seni öyle çok sevdim ki sana bunu anlatamam…

“Ölümle yaşam arasında ki ince çizgide bırakma beni”

Ayrılık Bulur Beni Merak Etme

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

Sonbahardı ve aslında gerçekten o gencin son baharıydı.
Solan güllerin sarılıgında bulurdu kendisini ve maviyi severdi.
Yalnızlık ile beraber yaşardı fakat yalnız oldugunu söylerdi.
Azrail bir gün yalnızlıgı öldürdügünde artık hep ilkbahardı.

Dertli bir yazarın her daim dertsiz kalemi,
Ayrılıga aşık ey şair, kavuşmaları sever misin?
Ya da hala sen herşeye dertlenir misin?
Yagmurun yagışına, güneşin doguşuna hatta suyun renksizligine,
Hayat kokan her karene, sen hala aglar mısın?

Daha nice acı sözlerim vardı ve bir gün o geldi yalnızlıgımı öldürdü. Artık ne sonbahar, son bahardı ne kışlarda yagan kar üşütüyordu. Hayata olan umutsuz bakışlarım yerini sararmış gülün yemyeşil dalına bırakmıştı. Umutla elime aldıgım o sararmış gülün kokusunu hissetmeye çalıştım işte aşk oradaydı ve o mis gibi kokusunu bana nazlı nazlı verdi. ( veriyor, verecek … )

İlkbahardı ve aslında o gencin ilk baharıydı,
Solan güllerin bile dallarında bulurdu kendisini ve maviyi çok severdi.
Yalnızlıgı gitmişti ama Yalnızlıgının Azrail’ini can kadar sevmişti,
Sonsuzluk şimdi maviyle güzel olmuştu.

Mutlu adamın her daim yüzünde ki tebessüm,
Vuslata dermansız vurgun garip kemancı
Kavuşmaya sevdalı, maviye aşık, mutluluga hasret ey gönül
Yagmurun yagışına, güneşin doguşuna hatta suyun rengine,
Hayat kokan her kareme, sen nasıl yakıştın öyle.

Zamanın yolculugunda olan insanlık degişen olgular yıgınıyla her daim karşı karşıya kalıyor. Aslında hayatta acının asıl dilim oldugunu ögrendim, artık acı olan bazı şeylerin acıtmadıgını biliyorum. Gerçek acılar yaşadım hatta belki agladım çok sosyallikten yoruldugumdan dolayı yalnız kaldım sonra herşey bitiyor. Ardından zamanı durdurmaya çalışmama ragmen bugünlere geldik. 2007 ‘ye alışamamışken 2009 ‘da oldugumu ögrendim biraz üzüldüm. Ardından o beyaz ata yakışacak kişiyi buldum ve tüm hayatta ki hatalarımı telafi edercesine sımsıkı sarıldım. Artık günlerin daha hızlı geçmesini, vuslatın derinlerinde dans etmeyi ve onu özlüyorum. Eşsiz bir hayatım büyük başarılara imza atmış birisi olmayı artık istemiyorum. ( ki başaramadım ) İstedigim beni seven yare yar, olduğum yeri diyar yapmak isterim. Yanında mutlu olacagğım sevdiğime merkezi mutluluk ya da olan bir aşkın solsa bile en sıkıntılı dönemlerde kokusunu isterim. Aslında ben artık hayattan sadece bekleneni isterim ve hayatım boyunca da sadece iyi bir eş iyi bir baba oldugumdan dolayı gurur duyarım.

Günler geçti, hazan bitti ve güller tekrar yeşerdi.
Şair dert ortagını kırdı, gözyaşlarını sildi.
Hayat mavi oldu ben ise masmavi,
Artık ne dert kaldı ne o gencin sonbaharı…

Seni tanıdım, beyaz atı gördüm ve biliyorum ki beyaz ata yakışan sadece sendin.
Aşk var dediler bir türlü göremedim meğer aşka da yakışan sadece sendin.
Aslında ezelden beri sen benim, bende senindim.

Demet Akalın – Toz Pembe

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

senin için aşk boş bir laftı
dilinden düşüpte kırıldı
toz pembe hayaller vardı
pembesi gitti tozu kaldı

x2

beklenen final geldi çattı
yıkıldı kapı , duvar
seni bilmem ama
benim kalbimde
bir çok derin yara var

istediğim şey çok değildiki
sadece biraz sadakat
ama sende değil
sana gönül verende asıl büyük kabahat

dertsiz başıma dert açtın
hayatımda kısa süre yer aldın
gönül kapımı çalıpda kaçtın
ruh halin neydi anlayamadım

demekki senin için aşk boş bir laftı
dilinden düşüpte kırıldı
toz pembe hayaller vardı
pembesi gitti tozu kaldı

senin için aşk boş bir laftı
dilinden düşüpte kırıldı
toz pembe hayaller vardı
pembesi gitti tozu kaldı

beklenen final geldi çattı
yıkıldı kapı , duvar
seni bilmem ama
benim kalbimde
bir çok derin yara var

istediğim şey çok değildiki
sadece biraz sadakat
ama sende değil
sana gönül verende asıl büyük kabahat

dertsiz başıma dert açtın
hayatımda kısa süre yer aldın
gönül kapımı çalıpda kaçtın
ruh halin neydi anlayamadım

demekki senin için aşk boş bir laftı
dilinden düşüpte kırıldı
toz pembe hayaller vardı
pembesi gitti tozu kaldı

senin için aşk boş bir laftı
dilinden düşüpte kırıldı
toz pembe hayaller vardı
pembesi gitti tozu kaldı

senin için aşk boş bir laftı
dilinden düşüpte kırıldı
toz pembe hayaller vardı
pembesi gitti yazık oldu

Demet Akalın – Selam Söyle

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

Git ona git benden selam söyle
Selam söyle
Aramasın artık hiç beni öyle
Beni öyle
Git ona git benden selam söyle
Selam söyle
Son pişmanlık fayda etmez git ona söyle
Git ona git benden selam söyle
Selam söyle
Aramasın artık hiç beni öyle
Beni öyle
şimdi çok mutluyum yanımdaki sevgilimle
Son pişmanlık fayda etmez git ona söyle
Onun burnu kaf dağında
Söz söylenmez yanında
Kendini beğenmişin biri o

Pages: Prev 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...23 24 25 Next
Günün Sözü Özlü Sözler
    24 2009 Günün Sözü Firari Oldu Sevdam" (chatsayfalari.org)