Archive for Ağustos, 2009

Doğuş – Herbişeyim Sensin

Salı, Ağustos 18th, 2009

çıkmaz olur sokaklari
her girdiğim yerde acın olur
sarar her bir yanımı
keder kalbime yerleşmiş
yavaş yavaş eritiyor (çürütüyor)
her an durabilir kalbim

herkez yalan sende olma
herbişeyim sensin herbişeyim sensin
dünyadaki en değerli hazinemsin

herbişeyim sensin herbişeyim sensin
sende gidersen ölümümü imzalarım

Ne Zaman ?

Salı, Ağustos 18th, 2009

Öğretmen mevsimleri anlatıyordu.öğretmen bakın çocuklar dedi.döt mevsim vardır. ilkbahar – yaz – sonbahar – kış. ilkbaharda her taraf yeşil olur, çiçekler açar. Yaz sıcaktır. Sonbaharda meyveler olur, yapraklar sararır. kış soğuk olur, kar yağar.

öğretmen,afacan özcanı suçüstü yakalayarak sordu.
- Kalk bakalımayağa ders dinlediğin yok.
-dinliyorum öğretmenim
-peki öyleyse,söyle bakalım,elmalar ne zaman toplanır?

KIZARDIĞI ZAMAN ÖĞRETMENİM

Cesaret

Salı, Ağustos 18th, 2009

Ögretmen ögrencilere soru:

-Cesaret neye denir?

Birisi parmak kaldirip yanitladi:

-Bir seyi bilmedigi halde, biliyormus gibi yapip, parmak kaldirmaya denir…

Üçgenin Tanımı

Salı, Ağustos 18th, 2009

Ilkokulda, matematik dersinde ögretmen üçgenin alanini, cocuklara su
sekilde ögretmis: Bir üçkenarlinin alani, yatayimi ile diklesiminin
vurusumunun, ikiye bölümüdür. Çocuk bunu güzelce ezberlemis. Aksam
babasi evde sormus:
- Bu gün okulda ne ögrendiniz?
- Matematik dersinde, bir üçkenarlinin alanini ögrendik babacigim.
- Ya öyle mi, peki nasil ögrendiniz?
- Bir üçkenarlinin alani, yatayimi ile diklesiminin vurusumunun, ikiye
bölümüdür.
- Yavrum, yanlis ögretmisler size. Dogrusu : Bir üçgenin alani, tabani
ile yüksekliginin çarpiminin yarisina esittir. O sirada, bir yandan
gazetesini okuyan, bir yandan da torunuyla oglunun konusmasini dinleyen
dede, dayanamayip söze girmis :
- Ikinizin de tanimi yanlis! Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi,
kaidesiyle irtifainin hasil-i darpinin nisfina müsavidir

Karne

Salı, Ağustos 18th, 2009

Bir gün çocuk odaya karneyle girmiş.

Babası ”allah allah ne çabuk karne tatili geldi” demiş.

Adam çocuğa ”hele getir karneyi bakalım oğlum ” demiş. çocuk karneyi vermiş.

Adam bi bakmış ki karnede resim ve müzikten başka güzel ders yok.
Adam hemen başlamış fırça atmaya demiş ki:

bir dediğini iki etmiyoruz bilgisayar dedin bilgisayar aldık ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik gitar kursu dedin gönderdik sevgiline harcadığın çiçek parasının hesabı yok. Ne bu notların hali rezil şey !

Çocuk masum bir tavırla ”şey baba bu karne benim değil senin defterlerini karıştırıyordum onların arasında buldum” demiş…

Burçların Netteki Halleri

Salı, Ağustos 18th, 2009

KOÇ

Sevimli koç burçları genelde messengerda takılır. Koç burcu bayanı messengerdan bir koca bulacağı hayaliyle yanıp tutuşa dursun. Tüm arkadaşlık sitelerinde koç burçlarını görmek mümkündür.Bikere evde kaldıklarına kendilerinin sevilmediğine inanmış bir burçtur. Dostlukları kuvvetli olsada. Sanal dünyada mutlu yuvanın özlemi içersinde yanıp tutuşur. Koç burcu kadının messenger iletisinde ”Meşgulum börek yapıyorum” yazısını sıkça gördüğümüz gibi. Koç burcu erkeğinin ne dinliyorum özelliğinde Çelik- Benimle evlenir misin?Şarkısı sıkca duyulur.

BOĞA

Boğa burcu msnden pek tad almaz bunun yerine internette nefes almaksızın para kazanmanın yollarını arar. Kimi duyumlara göre Venüsün çekimi ile …. sitesi kurma ihtimalleri yüksek olan rivayetlere kurban gitmiş sabıkalı bir burçtur.

İKİZLER

İkizler burcu ise Zodyağın en kıl burcudur.Varsa yoksa forumlarda rep peşinde koşan keza sevilen sevimli bir burçtur. Değişkendir sohbet odalarında bir gün psikolog sonra ki gün astrolog abartıp ürolog bile olabilir.

YENGEÇ

eee artık yorulduk bu burcun duygusal krizlerinden. Msn aleminin en sulu
göz zodyağımn en karamsar burcudur. Gothic resimlerle avatarını
süslerken Spacesnde, blogunda hayata hep bir isyan hep bir dert yanma
havası içine düşmüştür. Beklentileri sabittir. Bir gün bu sanal illetten kurtulacağına inanır.

ASLAN

Tü tü tü maşallah..Sanal alemin reel alemin en favori burcudur. Tü tü tü kırk bin kere maşallah Aslan burcunu googleda kendini ararken. Messenger iletisinde kendini överken. Messengerına kendi kendini ekleyip kendini izlerken bulabilmeniz çok doğal. 24 saat messengerı açık gezen her an biri kendini övecek diye bekleyen bir burçtur.

BAŞAK

Tipik titiz başak virüs programıyla her gün her saniye bilgisayarının içini
dışını temizler. Abartır kasayı açar elektirikli süpürgeyle içini temizler. İletisini temizler listesini temizler elinde vileda sopasıyla chatleşir. İletilerinde genellikle sıkça hemen hemen her zaman ”Temizlik yapıııoooorummm gelljemmmm” şeklinde tuhaf şeyler yazar.

TERAZİ

En gıcık burçtur kendileri. Çünkü photoshopu kapanmaz varsa yoksa resim
çizim onun bunun resmini düzelteyim. Bir kez dedik ya Teraziler el
hünerleriyle meşhurdur diye illa cıvığını çıkartırlar. Forumlarda
enttellektüel sohbetlere dalıp hayatın gerçekliğinin sanal oluşundan
bahsedip enteresan bir felsefeye dalarlar. Bunları genelde şiir
sitelerinde resim sitelerinde yorum yaparken görülür. feci derecede
yeteneklilerdir.

AKREP

Aman aman evlerden ırak. Bunların işi gücü site çökerteyim msn kırayım şifre çalayım. Hayırlı bişey yapıp msnden zevce bulup nikah kıyayım demezler. Hackerdırlar. Onu bunu önüne gelen ne varsa kırarlar. Sevilmezler kimliklerini gizlerler. İllet bir burçtur.

YAY

Yay burcu kıskançlığı ile tanılan gevşekliği ile terkedilen bir burçtur. Sohbet odalarından çıkmazlar. Yay burcu erkeğinin zaafları ‘’su_perisi,
izmirli_güzel_kız20, ” bu nicklere aşırı zaafları olduğu gibi sanal alemin don juanı olarak bilinir.

OĞLAK

Bir oğlağı sanal alemde tanımak çok kolaydır. MEssengerı durmadan açılıp kapanır. Sebebi ise annesi durmadan ”yatttt artıkkk” diye bağırdığı için. Burçta tırsma eğilimleri gözlenir. Ve burç kendini resetler. Genelde sanal alemde bulduğu karşı cinsle buluşmaya gider. Dağ tepe bayır çayır dinlemez gider buluşur ve listesinden engeller. Ayran gönüllüdür. İletisine aldanılırsa yazık olabilir.

KOVA

Kova burcunu sanal alemde tanımak çok zordur. Gizemli bir havası vardır. Bu burcun asla ne dinlediğini öğrenemezsiniz. Açmaz. İletisi kısa ve özdür artı sosyaldir. Burç genelde geceleri onlıne olur sabah ezanıyla kendini resetler.

BALIK

Balık burcunun en belirgin özelliği sanal alemdeki oynadığı oyunlardır. Zira
Onu chat yaparken nadir görürsünüz. Kendini sanal oyunlara adapte eder.
Durumu sürekli Dışardadır Otomatik msjnda ”Oyun oynuyorumm yazın cevap veriririm”yazar ama cevap verdiğine henüz rastlanmamış ender kozalak burçlardandır

Hayat Bu…

Salı, Ağustos 18th, 2009

Yaş 14 hayat çok uzun
Herşey güzel herkes özel; fakat…

Yaş 18 hayat çok hızlı
Herşey sonsuz herkes mutlu; fakat…

Yaş 22 hayat anlam arıyor
Herşey aşikarane herkes virane; fakat…

Yaş 26 hayat birden anlamsızlaşıyor
Herşey zor herkes mecbur; fakat…

Yaş 30 hayat karaya vurdu
Herşey orta-şeker herkes rotasında; fakat…

Yaş 34 hayat çok bayat
Herşey anlam kaybında herkes düşünceli; fakat…

yaş 38 hayat ritimsiz
Herşey diye birşey mi var herkes kim; fakat…

Yaş 42 hayat anılarla geçiyor
herşey dün gibi herkes nereye; fakat…

Yaş 46 hayat flört halinde
herşey çok güzeldi herkes de öyle; fakat…

Yaş 50 hayat “teslim”
Herşey ‘var’ herkes ‘yok’; fakat…

Yaş bilmem kaç hayat bitti(mi)
Herşey yol herkes yolcu; fakat…

Bilmem ki ;
“Misafir” mi olsak yoksa “toprak” mı
“Karamsar” mı olsak yoksa “korkak” mı
“Teslim” mi olsak yoksa “ortak” mı

Son Nokta !

Salı, Ağustos 18th, 2009

Yine aynı vakti göstermekte gün. İşte o demlerde kalemimim ucunda sanki yüreğim, haa damladı haa damlayacak satırlara. Beynimin ücraları ayyuka çıkıyor sanki. Bilindik ezberler yenileniyor. Birşeyler oluyor anlayamadığım birşeyler. Adı konulamamış bir yaşama isimler arıyorum…
Yelpaze sanki hayat, küllenmiş közleri alevlendiren. Korkudan çok şaşkınlık okunmak da yüzlerden. Bazen bir ev dağınıklığı çöküyor üzerimize, bazense harabeler kadar boşluk. Ne oluyor ne bitiyor bilmiyorum aslında ama dağılıyor uykular, bölünüyor sevinçler. Ve ben artık masum cümlelerle avutmaktayım yüreğimi. Kızmamayı öğreniyorum zamanla. Çünkü biliyorum ki kızgınlıklarım sadece benim hayatımı dağlamak da. Ve kırılmamayı öğreniyorum, çünkü kırılacak parça bulunamayacak kadar param parça oldu içim. Buna rağmen korkmuyorum. Yinede dik başlı yüreğim. Bilindik şarkılar dinlemekteyim yine…!

Alıp başını gitmek de hayallerim, her ne kadar dönüşleri hüsranla olsada. Umutsuz değilim artık isyanlarımda. “Umutlarımı bana geri ver” diyecek kadar, gözü kara oldum hayata karşı. Artık hiç bir şeye aldırmıyorum, ne anlaşılmaya nede anlaşılamamaya. Umursuzluğum diz boyu oldu. Umrumda olmayacak hiçbir şey artık.

Ama nereye varacak bu satırların sonu. Kaç satırın daha üstü çizilecek. Kaç sayfa daha yırtılıp atılacak. Kaç şiir daha yarım kalacak. Belkide acıtmayacak zamanla bu yarım kalışlar. Dokunmayacak ruhumuza. Ağır gelmeyecek artık hiç bir şey…!

Söylenecek sözün bittiği yerde konuşmaya hacet kalmayacak. Çünkü kağıda dokunan kalem kibritten daha çok yangın çıkaracak. Geçecek geçmez dediğimiz zaman, bitecek bitmez dediğimiz şeyler. Ve işte o gün hiç bir şeyin anlamı kalmayacak artık. Anlamını yitirmiş her şey noktalanacak ve işte o zaman her şeye nokta konacak ve hemde son nokta…!

Kaç Kişi Böyle Sevebilir?

Salı, Ağustos 18th, 2009

Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler. Basamakları geçti. Boş olduğu söylenen koltuğu el yordamı ile buldu. Oturdu. Çantasını kucağına aldı. Bastonu koltuğa yasladı.

34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke… Kızgınlık… Kendine acıma.. Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark’tı.. Mark Hava Kuvvetleri’nde subaydı. Susan’ı bütün kalbi ile seviyordu.

Susan gözlerini kaybedince, Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen farketmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi. Sonunda Susan’ı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden işe nasıl gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi koca kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabası ile işe bırakmayı önerdi. Kendi işi tam aksi yönde olduğu halde…

İlk günler Susan kendini rahat hissetti. Mark da, “Görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam” diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini farketti. Başkasına bağımlı yaşamın Susan’ı mutlu etmesi mümkün değildi.

İşe eskiden olduğu gibi kendi başına otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hâlâ o kadar hassas, o kadar kırılgan, o kadar öfkeliydi ki… Ne yapabilirdi? “Otobüs” lafı ağzından çıkar çıkmaz, Susan öfkeyle haykırdı: “Nasıl yaparım?.. Görmüyor musun, ben körüm!.. Nerde olduğumu nerden bilirim, nereye gittiğimi nasıl anlarım! Galiba sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun..”

Duydukları Mark’ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne yapacağını biliyordu…”Her sabah ve akşam otobüsünü arabamla takip edeceğim. Sen bu yolculuğu tek başına yapmaya hazır olana dek sürecek bu…” Tam iki hafta Mark, Susan’ın otobüsünün arkasından gitti. İki hafta boyu karısına görme dışındaki duyularını nasıl kullanacağını anlattı. Özellikle duymanın pek çok sorunu çözeceğini izah etti. Kulakları ona nerede olduğunu söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı olabilirdi. Otobüs şoförü ile ahbap olursa, her şey kolaylaşır, şoför her gün ona önde bir yer bile ayırırdı.

Nihayet Susan, yolculuğu tek başına yapmaya hazır olduğunu hissetti. Pazartesi sabahı geldi… Ayrılırken, otobüsünün geçici eskortu kocasına, hayattaki en büyük dostuna sarıldı. Gözleri yaşla doluydu Susan’ın… Kocasına öyle teşekkürle doluydu ki… Onun sabrı, sadakati, desteği ve sevgisiyle umutsuzluk uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden hayata dönmüştü.. “Allahaısmarladık” dedi kocasına ve uzun zamandan beri ilk defa ters yönlerde yola çıktılar.

Pazartesi.. Salı.. Çarsamba. Her gün mükemmel geçti Susan için.. Kendini hiç bu kadar iyi hissetmemişti. Yapıyordu.. Başarıyordu. Tek başına başarıyordu.. Kendi kendine gidip gelebiliyordu işte. Cuma sabahı, Susan her günkü gibi otobüse bindi. Ofisinin karşısındaki durakta inerken bilet parasını uzattı şoföre.. . “Sizi kıskanıyorum bayan” dedi, şoför.. Susan şoförün başkasına hitap ettiğini düşündü… Bir körün gıpta edilecek nesi olabilirdi ki?.. “Sizin kadar sevilmek, sizin kadar şefkat ve sevgiyle korunmak çok hoş bir duygu olmalı bayan” dedi şoför.. “Nasıl yani” dedi, Susan.. “Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir subay köşede duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasız geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar oradan ayrılmıyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan..” Mutluluk gözyaşları Susan’ın yanaklarından akmaya başladı.Ve birden hatırladı… Mark’ı hiç görmüyordu ama, bir haftadır yanında olduğunu, hem de öyle kuvvetli hissediyordu ki..Talihli, gerçekten çok talihli idi.Öyle bir armağan vermişti ki ona hayat, görmekten daha değerliydi. Bu armağanın varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu…..

Sevginin aydınlatmayacağı hiçbir karanlık yoktu çünkü…

Tam “Hayata Tutundum” Derken Biryerde Tökezlemek…

Salı, Ağustos 18th, 2009

Tam “hayata tutundum” derken biryerde tökezlemek…

Acı bir haberle yıkılmak!

Ölmeyi istemek… Bir saniyeliğine ölümü seçmek…

“Geçer” demek anlamsızdır artık. Havaya karışmak denize karışmak herşeye ’elveda’ demek…

Bıraksalar da o göğe çıkan halimde bir kanatlarıma bakabilsem artık var mı yok mu. Bıraksalar da gitsem artık en çabuğundan. Bıraksalar da ağlayabilsem artık içimden geldiği kadar. Bıraksalar da rol yapmayı bırakıp acımı yaşayabilsem artık kendimce. Bıraksalar da bir gece sokağa çıkıp “yeter” diye bağırabilsem avaz avaz. Bıraksalar da gitsem artık buralardan. Bıraksalar da zorla yemesem zorla içmesem bu yalan herşeyi devam ettirebilmek için. Bıraksalar da doya doya akıtsam gözyaşlarımı kırık kalbime. Bıraksalar da titreyen ellerimle gömsem bütün somut anıları ya toprağa ya denize. Bıraksalar da…

En amaçsız zamanlarda bile tutunacak birşey vardır değil mi hayatta? ’Hiç yoktan şunun için yaşamalıyım’ dersin. O sebep bile yalandır. Yaşanası o sebep bile olmasa da olur. Nasıl olsa kendini yaşatacaktır o sebep. Sen olsan da olmasan da…

Hayat! Sana söylüyorum…

Yalansan eğer tuzaksan eğer geçip gidiyorsan eğer durma! Bit ve git! Bit de sonunu görelim. Meydan okuduğun tesadüf eziyetlerin kırılan hayali kanadıma bir yeni acıyı daha eklemeden bit artık.

Bit ki bir yalanını daha görmeyeyim…

Pages: Prev 1 2 3 ...15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 Next
Günün Sözü Özlü Sözler
    24 2009 Günün Sözü Firari Oldu Sevdam" (chatsayfalari.org)