Archive for Ağustos, 2009

Papatya Tarlası

Perşembe, Ağustos 20th, 2009

Bir papatya tarlası düşün… İlkbahar ayı. Ve sen onun yanından geçen yolda yürüyorsun. Ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker. Binlercesinden birisidir, ama sen onu yanına gidersin. Onda seni çeken bir şeyler vardır. O papatyayı olduğu yerden koparırsın. Sadece senin olsun istersin. Sadece senin… Öleceğini düşünmeden ve gidersin o tarladan. İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici. TUTKU bu olsa gerek…Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur. Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker. Yaklaşırsın yanına. Gözlerin başkasını görmez olur o an. Onun için herşeyi yapmak istersin. Dokunmak istersin. Dokunamazsın, orda onunla ölmek istersin. Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna. Dayanamazsın onun kokusuna. Unutturur herşeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin. Diğer papatya orda kalmıştır. Yüreğinin bir kenarında. Paylaşılmamıştır birçok şey. Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona. AŞK bu olsa gerek… Yine o yoldasın. Papatya tarlasının yanından geçen…
Ve yine bir papatya milyonlarcasının içinden seni çeker. Gidersin yanına. Orda
kalakalırsın. O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın. Tüm gücünle onunla olmak istersin. Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadığına inanırsın. Ve orda onunla ölene kadar birlikte kalırsın.
SEVGİ bu olsa gerek..

Böyle Sevdim Seni…

Perşembe, Ağustos 20th, 2009

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp , geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de ugurlama. O yüregin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüsün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle… Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve asamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Durusunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

Sevdim işte ötesi yok…

Yaşamaya Var Mısın ?

Perşembe, Ağustos 20th, 2009

Güneşin o ilk doğuş anına en son ne zaman tanık oldun insanoğlu? Taptaze ışıklarının tüm vücuduna yayılmasını ne zaman izledin kendinde? Bir sonbahar sabahı o ılıklığı ne zaman hissettin yüreğinde? Bizler aslında bize her günün bir lütuf olduğunu anlamayacak kadar duyarsız bir şekilde geçip gidiyoruz bu hayattan. Hanginiz sabah gözünü açtığında şunu dünyaya tekrarlıyor: “Bugün özel bir gün çünkü ben bugün de yaşıyorum. Gözlerim açık, ilk nefesimi bilinçli bir şekilde çektim içime. Bu bir ayrıcalık! Bugün özel bir gün, evet, bugün bana bir gün daha yaşama şansı verildi…” İnsan yaşamında ne sorunlar var ama biz o kazağı alamadık diye bütün günü o güzelim ruhumuza ve bedenimize azap çektirmekle geçiriyoruz veya sevgilimiz sevgimizin yüceliğini anlamadı diye kahroluyoruz veya sular kesildi diye, hava soğudu diye bütün gün kendimize ve sevdiklerimize surat asıyoruz. Bir de şöyle düşünelim: Siz başlı başına bir yaşamsınız ve hayatta telâfi edilemeyecek tek şey ölümdür. Sular elbette gelecektir. Soğuk hava için biraz daha sıkı giyinebiliriz. Sevgiliniz sizi anlamıyorsa aslında sevdanıza layık olmadığını pekalâ algılayabilirsin… Peki, bu hayata ne zaman gülümseyeceksin? Ne zaman kendin için bir şeyler yapacaksın? En sevdiğin çiçeği neden hâlâ başkalarından bekliyorsun? Bugün kendine niye o çiçeği almıyorsun? Neden miskinliğinden bir sabah ödün verip de doğanın uyanışına kendini şahit etmiyorsun? Unutma ki bu hayatı güzelleştirecek olan da, çekilmez hale getirecek olan da sensin. Sakın başkalarını suçlama… Haydi artık her sabah yüreğine kocaman gülümsemelerle dolu bir nefes çek ve bütün gün verdiğin her nefesin içine bu gülümsemelerden katarak etrafındaki tüm canlı varlıkları varlığından haberdar et. Hayata öylesine gelme ve de öylesine gitme. Unutma ki bir ağacın gövdesine sarıldığında onun kalp atışlarını duyabilecek kadar duyarlı yaşamak senin elinde. Her ne olursa olsun, tanı veya tanıma ama günaydınını ve gülümsemeni hiçbir canlıdan eksik etme. Unutma sen bu dünyada başlı başına bir yaşamsın ve bu yüzden bile varlığın çok özel…..

Evet insanoğlu, bugün YAŞAMAYA VAR MISIN?

Taner – İyi Yüreklim

Salı, Ağustos 18th, 2009

Birden masal olduğunu unutmuştum
Zaman alıp akıp giderken kavrulmuştum
Aşkı herzaman ki doğru gülüm
Bakma korkma seven gibi bak bende soldum

Git git hiç durma nasıl olsa bir gün gelir
Kavuşuruz öyle değilmi
Git git hiç durma nasıl olsa bir gün gelir
Kavuşuruz öyle değilmi

Şimdi gidiyorsun vakit kaderin
Ağlama ne olur iyi yüreklim
Bir tuhaf telaş sardı içimi
Bilirim sen değil ben üzülmeliyim

Yakup Ekin – Vazgeçiyorum

Salı, Ağustos 18th, 2009

Özledim seni,özledim seni
Unuttum sanma,bekledim seni
Günlerimi günlerine bağladım
Yook gelmedin
Anladım…

Vazgeçiyorum seni sevmekten
Vazgeçiyorum seni görmekten
Terk ediyorum seni gerçekten
Vazgeçiyorum seni sevmekten

Yakup Ekin – Yalanmış

Salı, Ağustos 18th, 2009

Dizine uzanip hayale daldim
Bilmem ki sevgilim nasil inandim

Yalanmis sözlerin yalanmis kandim
Bilmem ki sevgilim nasil inandim

2x
Seninde askin yalanmis yalanmis
Seninde sevgin yalanmis yalanmis
Gözgöre göre harcadin beni
yalanmis yalan

2x
Dizine uzanip hayale daldim
Bilmem ki sevgilim nasil inandim

Yalanmis sözlerin yalanmis kandim
Bilmem ki sevgilim nasil inandim

Seninde askin yalanmis yalanmis
Seninde sevgin yalanmis yalanmis
Göz göre göre harcadin beni
yalanmis yalan
Seninde askin yalanmis…..

Yakup Ekin – Yıkılsın Dünya

Salı, Ağustos 18th, 2009

İki lafımdan bir tanesi sensin
Seviyorum seni aşkım sen bilmezsin
Sevmiyorsan beni git gözüm görmesin
Seni sevdiğimi unut kimse bilmesin

Yıkılsın dünya
Koymaz ki bana
Ölϋm olsa da sonunda
Sensiz mi asla
Doymadım ki sana
Ölϋmse ölϋm olsun
Senin yolunda

Yakup Ekin – Unutabilmekmi Seni Asla

Salı, Ağustos 18th, 2009

Olmadı yapamadım
Söz verdim tutamadım ben yine
Olmadı yapamadım
Söz verdim tutamadım ben yine

Unutabilmek Mi Seni Asla…
Unuttum çok şeyi daha fazla
Koymadım yerine kimseyi Asla..
Unutmadım seni unutamam
Seni unutamam
Unutabilmek Mi Seni Asla…
Unuttum çok şeyi daha fazla
Koymadım yerine kimseyi Asla..
Unutmadım seni unutamam
Seni unutamam!

Doğuş – Sana Mecburum

Salı, Ağustos 18th, 2009

Sen bu asktan habersizsin
Elbet bir gün canim ögreneceksin
Bütün yollar sana cikarken
Gözlerine canim mecbur oldum ben

Kimse bilmez bir ask sarkisi
Caglar tasar su gönlümden
Ah bir bilsen ah bir duysan
Sana nasil mecbur oldum ben

Bütün yollar sana cikarken
Gözlerine canim mecbur oldum ben…

Doğuş – Güneşşiz Yarınım (Kıyamet Günü )

Salı, Ağustos 18th, 2009

Sessiz bir kösede yine tek basina
Uykusuz sabahim günessiz yarinim
Sessiz bir kösede yine tek basina
Uykusuz sabahim günessiz yarinim

Agliyorum, yaniyorum
Herkez kendi keyfinde
Soldum artik belalim
Bir umut ver dön bana

Kime gitsem ah ne etsem
Senin yerini alir mi sence
Vurdumduymazlik etme
Bir dön bak ardin sira

Kiyamet günü senin gidisin
Hic birsey umrunda degil
Yine yandi yine agladi
Cagresiz kaldi gönlüm
(Git git gitme…)

Pages: Prev 1 2 3 ...15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 Next
Günün Sözü Özlü Sözler
    24 2009 Günün Sözü Firari Oldu Sevdam" (chatsayfalari.org)