Mirc İndir
Mayıs 3rd, 2009Chatsayfalari.org Kullanıcıları İçin Özel Hazırlanmış Scripit’imizi Sizlerin Kullanımına Sunuyoruz Keyifli Muhabbetler.
| Chat Sayfaları Chat Sayfası Sohbet Muhabbet Kanalları |
| www.Chatsayfalari.org Hoşgeldiniz |
Chatsayfalari.org Kullanıcıları İçin Özel Hazırlanmış Scripit’imizi Sizlerin Kullanımına Sunuyoruz Keyifli Muhabbetler.
Kategorize | SağlıkTags : a sınıfı hastahaneler, b sınıfı hastahaneler, c sınıfı hastahaneler, hastahane fark ücretleri, özel hastahane fiyatları, özel hastahanelerden yararlanma, saglık kuruluşları, sgk, sigortalı
Hastahaneler Ve Fark Ücretleri
SGK, hastadan aldıkları fark ücretini belirlemek için anlaşmalı olduğu özel hastaneleri sınıflandırdı. Alman, Acıbadem gibi Türkiye’nin önde gelen bazı hastaneleri A sınıfına giremedi
Anlaşmalı olduğu özel ve vakıf hastanelerini hastadan aldıkları fark ücretini belirlemek için sınıflandırma yoluna giden SGK, hastanenin hizmet kalitesi, çeşitliliği ve yatak kapasitesine göre yaptığı puanlamayla hangi hastanenin hangi sınıfta hizmet vereceğini belirledi. 393 hastanenin puanlarını ve sınıflarını gösteren listede Acıbadem, Alman, Memorial gibi zincir hastanelerin bir kısmı B ve C sınıfında kalırken A sınıfına giren hastane sayısının azlığı dikkat çekti. MedicalPark zincirinde ise B ve C sınıfına giren birer halka dışında diğer hastaneler A sınıfında yer aldı. Hastane sahipleri ve özel hastane birlikleri yapılan puanlamaya tepki gösterdi. Uygulamayı ‘komedi’ olarak değerlendiren hastane sahipleri yapılan sınıflandırmaya karşı hukuki yollara başvuracaklarını belirtti.
A sınıfına fazla ödeme
SGK ve Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği kriterlere göre A, B, C, D, E grubuna ayrılan hastanelerin hastadan alacakları fark ücreti de sınıfına göre belirlenecek. Buna göre A sınıfı hastane hastadan en fazla yüzde 70 fark ücreti alırken E sınıfı hastane hastadan yüzde 30 fark ücreti alabilecek. Yani A sınıfı hastaneye giden hasta daha fazla fark ücreti ödemeye hazır olacak. SGK bu işlemi yaparken, hastaneyi hizmet kalitesi, yatak kapasitesi, doktor sayısı, verdiği hizmetin çeşitliliği, hasta ve çalışan güvenliği gibi alanlarda puanladı.
Her yıl puanlanacak
Hastaneleri puanlamak için SGK ve Sağlık Bakanlığı’nı temsilen ikişer, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni temsilen ise bir kişi olmak üzere beş üyeden oluşan bir komisyon oluşturuldu. Bundan sonraki süreçte de bu komisyon hastaneleri sıkı bir kontrolden geçirerek habersiz denetimler yapabilecek. Bunun için Sağlık Bakanlığı 150 kişilik bir denetim ekibi oluşturmuştu. Hastaneler yılda bir kez puanlanacak. Denetimden gelen sonuçlara göre hizmet kalitesini düşüren özel hastanenin puanı kırılıp bir alt gruba gönderilecek. Böylece alacağı fark ücreti de düşecek.
Tıp merkezleri bu kurallara uymak zorunda
Ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarının sahip olması gereken fiziki özellikler yenilendi. Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğine göre ayakta tedavi yapan sağlık kuruluşlarında olması gereken bazı kriterler şunlar:
- Her poliklinik odası başına en az dört metrekare bekleme salonu olacak.
- Tıp merkezlerinde, klinik uzmanlık dalları için yeterli şekilde aydınlatılan ve havalandırılan muayene odası ayrılacak.
- Kadın hastalıkları ve doğum polikliniklerinde, ayrı bir tuvalet bulunacak.
- Cerrahi uygulama yapacak tıp merkezlerinde ameliyathane bulunacak.
- Ameliyat salonlarının her birinde sadece bir ameliyat masası yer alacak.
- Ameliyathane salonlarının kullanım alanı en az 30 metrekare olacak.
- Kesintisiz hizmet veren tıp merkezlerinde acil ünitesi bulunacak.
- Sağlık kuruluşları 4 yıl içinde şartlarını yeni yönetmeliğe göre oluşturacak.
- İşleteni doktor olmayan merkezler güzellik salonuna veya doktor olan sorumlu müdür çalıştırıp polikliniğe dönüşecek
Kadınlarda oranın bu kadar düşmesinin önünde 6 engel var. Önerdiğimiz egzersizler kaliteli orgazmı çok daha kolay yaşayabilmek için.
ORGAZM ENGELİ 1
BİLİNMEYEN BÖLGE
Seks sırasında orgazm olamayan kadınların çoğu kendi vücutlarını tanımıyor. Bunda da çocukluğun büyük bir etkisi var. Çünkü küçük yaşlardan beri kadınlara genital bölgelerine dokunmak yasaklanır ve kötü bir şeymiş gibi anlatılır. Hatta klitoris kelimesinin ne anlama geldiği bile ergenlik döneminden sonra öğrenilir. Oysa partner ile cinsel ilişkiye girmeden önce kendi bedeninizi tanımalı ve hoşunuza giden şeyleri yapmalısınız. İlk olarak size küçüklüğünüzden beri öğretilen yasakları unutarak işe başlayın. Erotik kitaplar okumak ya da porno filmler izlemek de size yardımcı olacaktır. Seks koçları vazelin gibi kayganlaştırıcı bir krem yardımıyla kendinize dokunmaya başlayın. Böylece zevk aldığınız noktaları keşfedebilirsiniz. Bir kadın olarak mastürbasyon yaparak tek başınıza orgazm olabileceğinizi unutmayın. Hayatın birçok alanında olduğu gibi orgazm olmayı öğrenmek de zaman alır. Üstelik kadınların sadece yüzde 5′inden azı ilk sekste orgazm olabiliyor. Uzmanlara göre nerede, ne zaman, ne kadar süre ile yaptığınızın hiçbir önemi yok önemli olan zirveye ulaşıp orada kalabilmeniz. Asla uzun sürüyor diye kendinizi baskı altına almayın.
ORGAZM ENGELİ 2
DÜNYAYI EŞİNİZ DÖNDÜRMÜYOR
Bazı erkeklerin kadınlara zevk verme konusunda o kadar da yetenekli olmadıklarını kabul edin. Hatta birçok erkek yapısı gereği kendini düşünüp çoğu zaman eşlerini düşünmez. Kadınların ise çoğu erkeklerinin onları zirveye çıkaracağına inanır. Fakat siz bile kendi vücudunuzu tanımıyorsanız bir başkasından bunu nasıl beklersiniz. Öncelikle sizin hoşunuza giden şeylerin neler olduğuna karar verin. Daha sonra partnerinizi bu doğrultuda yönlendirin. Birçok kadın oral seksten büyük zevk alır. Bunu ondan istemekten çekinmeyin. Eğer işe yaramazsa ilişkinizi renklendirmek için erotik shoplar gezip fantazi ürünlerinden alabilirsiniz. Belirli bir süre sonra ikili uyumu yakalayıp karşılıklı olarak tatmin olmanın tadını çıkarın. Tüm bunlara rağmen hala partneriniz ile mutlu değilseniz ve tabii eğer şansınız varsa onu değiştirin.
ORGAZM ENGELİ 3
TAKLİT YAPMAK
Birçok kadın seks sırasında partnerini mutlu etmek için orgazm taklidi yapar. Fakat taklit yaptığınız sürece asla gerçek orgazmın vereceği zevke ulaşamazsınız. Seks sırasında asla kendinizi baskı altında hissetmeyin. Bol bol zamanınız olduğunu aklınızın bir kenarına yazın. Neden bu kadar uzun sürdüğünü soracağını düşünmeyin. Sorsa da daha önce taklit yaptığınızı ona söylemenize gerek yok, sadece zamana ihtiyacınız olduğunu söyleyin. Ara sıra iyi gittiğini söyleyerek onu tetiklemeyi de ihmal etmeyin. Sürekli kendinizi taklit yapıyor olarak buluyorsanız üzülmeyin çünkü birçok kadın penatral ilişki ile orgazm olmaz. Aynı şekilde sadece partnerinizin size dokunması da sizi zirveye ulaştırmayabilir. Eğer mastürbasyon yapmaya başladıysanız onunla birlikte olurken de kendinize dokunabilirsiniz. Üstelik erkeklerin çoğu bunu görmekten hoşlanır.
ORGAZM ENGELİ 4
STRES
Seks sırasında partneriniz sizin kulağınızın arkasında geziyor ve size yumuşak dokunuşlar yapıyorken birden telefonunuz çalabilir, aklınıza bitirmeniz gereken işleriniz gelebilir. Stres altına giren aklınız bir türlü rahat durmaz ve bu da orgazm olmanızın önündeki en büyük engeldir. Uzmanlara göre adrenalin orgazmı engelleyen en büyük etken. Bir şekilde stresinizi kontrol altına almalı ve tutkularınızı ön plana çıkarmalısınız. Nasıl iş yerindeyken seks düşünmemeyi başarabiliyorsanız, yatağınızda da işi düşünmemeyi başarabilirsiniz. Eğer iyi bir seks planlıyorsanız telefonlarınızı kapatın. Birkaç mum ile odanızı aydınlatıp daha romantik ve erotik bir ortam oluşturun. Uyarıcı etkisi olan tütsüleri de deneyebilirsiniz.
Kadınlar, âdet dönemlerinde egzersiz yapmakla ilgili bazı endişeler yaşayabiliyor.
Oysa uzmanlar egzersizden kaçınmak için herhangi bir neden olmadığını vurguluyor. Hatta egzersiz, âdet öncesi yaşanan semptomları azaltabiliyor. Yapılan araştırmalar birçok kadın atletin âdet dönemlerinde altın madalyalar kazanabildiğini gösteriyor. Ancak yine de performans düzeyi her kadında farklı gözleniyor. Bazı kadınlar âdet dönemlerinde kendilerini daha yorgun hissedebiliyor. Uzmanlar, performansta küçük düşüşler yaşansa da âdet dönemlerinde egzersizin güvenli olduğu noktasında birleşiyor
Çoğaldı gitgide yokluğun dağ gibi
Atılmış üzerime ağ gibi
Zaman ilaç değil yanmaya alıştıran
Hepsi sönsede yanan
Tek bir çıra gibi
Kimbilir kaç ilkbahar yaz, sonbahar kış
Aylar mevsimler derken
Seneler sensiz geçti
Büyüdü ağaç oldu çoktan
Ektiğimiz fidanlar gölgesinde
Kaç gün geceyi zor ettik
Dön dayanamıyorum artık
Dön bu ne çok yalnızlık
Çık gel ne olursun apansız
Hadi dön, hadi dön, hadi dön yalansız
Uzayıp giden yollara kitlenmiş gözlerim
tükenmiyor ümit bir olmazı bekliyorum
Bulurmu bulur benide
günün birinde bir mucize
duayı duaya ekliyorum
chatsayfalari.org sitemiz saygın sohbet siteleri arasında bulunan www.sohbet.in bünyesine katılarak sohbet.in sitesine destek sunmaktadır chat sitemiz sohbet sayfaları ve chat sayfaları sıralamalarında hızla yükselmektedir kaliteli sohbet muhabbet chat ve oyun yarışma müzik gibi genel kültür bilgilendirme gibi hizmetleri ile sohbet.in sohbet sunucusuna destek olmaktadır sizde bizimle farkı yaşayın ve chat yap manın farkını yaşayın chatsayfalari.org bilgi
Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum…
Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum!
Susuyorum artık… Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…
Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim…
Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum…
Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan…
Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…
Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini… Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken… Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı… İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.
İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor… Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri…
-gülümsemez her masal…
ve her zaman gül sunmaz namlusundan hayat-
kızıldır öfkenin rengi…
ölümün yarısıdır böyle yaşamak
ve sen…
rap rap vicdanımı çiğneyen
çek tetiği…
vur güneşi sol yanından…çürümüş dünyaya inat
bilirsin! …
-ölümü yenmek/tir…şiir –
sakın ağlama! …
güneş üşür…
Yüreğinin göz bebeklerinden vuruldu;
AŞK
Kör oldu
Kor oldu
Telafisi zor oldu.
Karabasan bir gecede yar’a yara oldu;
AŞK
Çok yandı/yaktı
Çok kanadı
Durdurması zor oldu.
En çok hüznün ellerinden tuttu;
AŞK
Çok ağlattı
Çok sızlattı
Gözde kurumaz oldu oldu yaş.
Şaire neler neler yazdırdı;
AŞK
Sözsüz bir sanat
Sessiz bir savaş
Bir hayat-ı lâl oldu.
Ey AŞK!
Canım sana/senle yandı.
Girdin yüreğime yüreğim darlarda.
Öne yürüsem uçurum gerimse bir d/ipsiz kuyum.
Ya şimdi git yüreğimden toplayıp pılını pırtını
Ya s/onsuz uykulara dal.
Ey yüzsüzüm
AŞK
Bir/az
Ama yine de biraz
Yaşamak imkansız ya senle
Yaşat beni / Yaşa benle / bir/az…
Özlüyorum seni.
Gücüm yetmiyor unutmaya
Özlüyorum
Elini tutmayi sesini duymayi
Boynuna sarilip omuzunda aglamayi
Nedensiz sevinçleri
Hasret dolu sevgi dolu simsicak düslerimi
Özlüyorum
Gücüm yetmiyor unutmaya
Seni aramazsam unuturum sanmistim
Girmez sanmistim hayalin beynime
Geceleri düslerimde
Gündüz baktigim heryerde seni
Özlüyorum..
Renkler gitmenle soldu
Kirmizi kirmiziligini unuttu
Mavi maviliginin farkinda degil
Beyaz yanliz sen giydiginde
güzelligini haykiriyormus
Özlüyorum
Bu özlem bu bekleyis hiç bitmiyecek
Ruhumda sana açan eflatun renkli çiçekler
solmayacak
Olmasanda sensiz sensizligi yasatacagim
Sensiz seninle olmayi basaracagim
Sonun yaklastigini hissettigim gün
Beyaz, bembeyaz mendilimi sallayarak
Sensiz yasamin kahrediciligine veda ederek
Seninle sonsuzluga kavusacagim..
OMURGA VE OMURİLİK ANATOMİSİ
Omurga, bir taraftan vücudumuzun dik durmasını, diğer taraftan da içindeki kanaldan geçen omuriliğin korunmasını sağlayan kemik zincirine verilen addır. Omurilik ise beyin kökünden başlayarak, kuyruksokumuna kadar uzanan ve beyin ile organlar arasındaki irtibatı sağlayan merkezi sinir sistemine verilen addır. Spinal cord (kord okunur), ya da medula spinalis olarak da adlandırılan omurilik, beyinden gelen cevapları da beyne cevapları da beyne iletmektedir. Bu bakımdan organların bütün motor, (yani hareket faaliyetleri) ve duyu (his) faaliyetleri omurilik tarafından yaptırılır ve kontrol edilir. Omurilik bunun yanında tek başına refleksleri de kontrol etmektedir.
33 kemikten oluşan omurga sistemimizin her birine vertebra (omur) adını vermekteyiz. Bu omurların bulundukları bölgeye göre şekilleri bazı farklılıklar göstermekle birlikte genel anatomik yapıları aynıdır. Bu şekil farklılıklarına göre sınıflanan omurlar 5 grupta ele alınmaktadır. Buna göre;
1. Cervikal ( Dorsal) Vertebraları 7 tane
2. Torakal Vertebraları 12 tane
3. Lomber Vertebraları 5 tane
4. Sakral Vertebraları 5 tane
5. Coxgeal Verttebraları Birbirine yapışık halde 3-4 tane
1. Cervikal Vertebraları: Kafatası bitim noktasından başlayıp, ensekköküne kadar uzanan boyun bölgesindeki7 omur cervikal vertebraları olarak adlandırılmaktadır. Kollar, ellerin motor (yani hareket ve duyu (his) faaliyetleri omuriliğin bu seviyedeki bölgeleri tarafından kontrol edilmektedir. Eğer omurgada meydana gelen bir hasar bu bölgede omuriliğe zarar verirse, vücudun kollar ve aşağısındaki bölgeleri felç olacaktır. Quardipleji (kuardipleji) olarak adlandırılan bu felç türünde solunum hareketini kontrol eden kaslar da etkileneceği için ölüm riski de söz konusu olabilir.
2. Torakal (Dorsal) Vertebraları: Ense kökünden başlayıp, kaburgaların omurgayla birleştiği son noktaya kadar olan 12 vertebraya verilen addır. Bu omurlar; gövde bölgesine ait motor ve duyu kontrol etmektedir. Eğer hasar bu bölgede gerçekleşir ve bir felç yaşanırsa, gövde ve aşağısında kalan bölgede, yani ayaklar, genital ve seksüel yetenekler üzerindeki kontrol ortadan kalkacak, (bacaklar ve ayaklar işlev kaybedeceği için ) paraplejik felç yaşanacaktır.
3. Lomber Vertebraları: Torakal vertebraları sonra bel bölgesini tutan 5 tane vertebraya lomber vertebraları adı verilmektedir. Lomber vertebraları bir hasar bir hasar omuriliğe bası yaparsa paraplejik felç yaşanacak; bacaklar ve aşağı bölgede kalan fonksiyonlar, yani genital ve seksüel yetenekler üzerindeki kontrol ortadan kalkacaktır .
4. Sakral Vertebraları: Kuyruk sokumu bölgesindeki 5 vertebraya verilen addır. Bu vertebralar, (diz altında kalan) aayakları ve seksüel- genital işlevleri kontrol eder. Bu bölgede yaşanacak bir hasar sonucunda ayaklar ve genital – seksüel fonksiyonlarda duyu ve motor faaliyetler kaybedilecektir.
5. Coxygeal Vertebraları: Kuyruksokumunun uç kısmında , birbirine yapışmış ve güdükleşmiş halde uzanan 3-4 vertebraya verilen addır. Bu vertebralar tek başlarına bir bölgeyi kontrol etmemekte, burada yaşanacak travmalar belirgin bir felce yol açmamakta, ancak sadece ayaklarda işlev bozuklukları olabilmektedir.
Bu şekilde sınıflandığında omurların içte kalan tambur şeklindeki oval kısımlarına corpus, sağında ve solunda kalan çıkıntılarına çıkıntı, arka kısmında kalan boynuz şeklindeki uzantıya da spinöz çıkıntı adı verilmektedir.
Bu anatomik özelliklere sahip olan omurilik, bir hastalık ya da travmaya bağlı olarak baskıya uğrarsa, yani basıya maruz kalırsa işlevini yitirebilir. Bası yapacak hastalık ya da travma direkt omurilik üzerinde olabilmekle birlikte, bu durum daha çok, omurgada yani vertebra kemiklerinde gelişen bir hastalık veya travmanın etkisiyle olmaktadır. Özellikle bir kaza sonucu kırılan vertebralardan kopan kemik parçaları, vertebranın içinden geçen omuriliğe zarar vermekte (kesi oluşturarak) omurilik felcine sebep olmaktadır. Bu şekilde zarar gören omurilik hücreleri bir daha yeniden canlandırılamaz ve üretilemez.
OMURİLİK FELCİNİN SEBEPLERİ
Omurga ve omurilik anatomisi sayfasında ana hatlarıyla belirtilen omurilik işlevleri, çeşitli sebeplerle kaybedilebilir. Omuriliğin işlevini kaybetmesi için hastalık ya da travmaya bağlı bir baskıya uğraması gerekir. Uğradığı bu baskı sonucu hasar gören bölgeler iletişim görevini yapamaz hale gelir. Daha başka bir deyişle, organlarla beyin arasındaki irtibat, hasar gören bölgeler ve aşağısında kaybedilir.
Omurilik Felcinin Sebepleri
A. Hastalıklar
Omuriliğin içinde, çevresinde ve omurgada gelişen bir hastalığın, omuriliği sıkıştırması, baskıya uyğratması ya da zedelemesi sonucu omurilik felci ortaya çıkabilir. Bu bastalık grupları şu başlıklar altında toplanabilir:
1- (Tümörler) Urlar: Omurga-omurilik bölgesinde oluşan urların omuriliğe baskı yapması sonucu omurilik felcine sebep olabilir.
2- Enfeksiyonları: Omurga veremi (pott), menenjit vb enfeksiyon hastalıklarının omuriliği deforme etmesi sonucu omurilik felcinin oluşmasına sebep olur.
3- Yumuşak Doku Hastalıkları: İleri Derecede omurga fıtıkları, Omurgayı çevreleyen dokulardaki (Ligamanlar) deformasyonlar vb, yumuşak dokularda gelişen hastalıklar da omurilik felci meydana getirebilir.
B. Travmalar
1- Trafik Kazaları
2- Yüksekten Düşmeler
3- Sportif Yaralanmalar (Sığ suya balıklama Atlama vb.)
4- Ateşli Silah Yaralanmaları
5- İş Kazaları
6- Doğal Afetler
OF’NİN ETKİLERİ
OMURİLİK ZEDELENMESİNİN DÜZEYLERİ
Tetraplegia: Omuriliğin boyundan zedelenmesi sonucu kolların hareketi,gövdenin hissi,bacakların hareketi tamamen yok olur. Kişi nefes alma ve öksürmede güçlük çeker. Yüzünü, boynunu, omuzlarını, ellerini ve kollarını hissedebilir fakat gövdesini ve bacaklarını hissedemez.
Parapleji: Parapleji, genel olarak boyundan aşağıdaki kısımlarında meydana gelen zedelenmelere bağlı olarak gerçekleşen felçl türüdür. paraplejide temel olarak bacakların oynatılamamakla birlikte, jhasarın seviyesine göre iki kategoride ele alınmaktadır.
High Paraplegia: Sırtın üst kısmında oluşan omurilik zedelenmesi, gövde hareketlerinin kısmi, bacakların hareketinin ise tamamen kaybına sebep olur. Kişi, belden yukarı gövdesini hissedebilir fakat karın bölgesi ile bacaklarını hissedemez.
Low Paraplegia: Sırtın alt kısmında oluşan omurilik zedelenmesi bacakların hareketinin tamamen ve ya kısmen kaybına sebep olur.
Omurilik zedelenmesini hangi düzeyde olursa olsun, kişi bağırsak ve idrar torbasının kontrolünde güçlük yaşar.
OMURİLİK ZEDELENMESİNİN DERECELERİ
Omurilikleri zedelenen insanlar oturabilme ve hareket edebilme özelliklerine göre 6 ayrı derecede sınıflandırılmıştır. Bu dereceler zedelenme seviyesine, diğer hastalık ya da hasarlara, yaş, cinsiyet, fiziksel yapı, motivasyon ve çevreye bağlıdır. Aynı şekilde kişinin omurilik felcini kabullenip hayatını bu gerçekle ve de en iyi şekilde geçirme kararına bağlıdır. Kişinin ailesinin, arkadaş çevresinin ve sağlık görevlilerinin de cesaretlendirici ve destekleyici olmaları büyük önem taşır.
1”den 5”e kadar olan dereceler “tetraplegia” nın farklı sınıflarıdır.
1. DERECE:
· Diğer kişinin desteği olmadan tek başına oturamaz.
· Her hareket için dış desteğe ihtiyaç duyar.
2. DERECE:
· Dirseklerini dik tutarak kollarının ve ellerinin yardımıyla tek başına oturabilir.
· Kollarını kaldıramaz
· Her zaman yanında bir yardımcı bulunmalıdır.
3. DERECE:
· Sadece bir kolunu omuz hizasının altına kadar kaldırabilir
· Diğer kolunu kaldıramaz, sadece destek almak için ona dayanabilir.
· Her zaman yanında bir yardımcı bulunmalıdır.
4.DERECE:
· Bir kolunu omuz hizasından yukarıya kaldırabilir, bükebilir.
· Bu esnada diğer koluyla sadece tutunarak destek alır.
· Kollarının desteği olmadan tek başına oturabilir.
5. DERECE:
· Hiçbir yerden destek almadan oturabilir.
· İki kolunu da aynı anda her yöne hareket ettirebilir.
· Başlangıçta bu pozisyonda bir şey yapmak için yardımcı desteğine ihtiyaç duyabilir.
6. DERECE:
· Hiç destek almadan oturabilir.
· Kollarıyla top atabilir ve top tutabilir.
· Yardımcıya ihtiyacı yoktur.
OMURİLİK ZEDELENDİKTEN SONRA İYİLEŞİR Mİ?
Omurilik zedelendikten sonra tekrar tedavi edilmez ve tekrar büyümez.
Eğer omurilik “omurga şoku”u atlatabilirse birtakım iyileşmeler olabilir. Omurga şoku her omurilik zedelenmesinden hemen sonra ortaya çıkar, omurilik çalışmasını durdurur ve kişi hareket edemez. Omurga şoku bir kaç saatten 6 haftaya kadar sürebilen bir zaman dilimi sürebilir ve bu şok esnasında omuriliğin ne derece zedelendiğini saptamak zordur.
Eğer omuriliğin şişme, kanama, çürümesi biterse birtakım iyileşmeler olabilir fakat iyileşme genelde omurilik zedelenmesinin ilk 6 aylık süresi içerisinde gerçekleşir. Omurilik tamamen zedelenmediyse, kişi zedelenme tarihinden 2 yıl sonrasına kadar iyileşme belirtileri gösterebilir fakat aradan ne kadar çok zaman geçerse, iyileşme şansı o kadar azalır.
Eğer omurilik bir hastalık ve ya tümör sebebiyle zedelenmişse, tamamen iyileşme ihtimali mevcuttur